İçeriğe atla

Uzman Gözüyle

Yüzücüler Cilt Sağlığını Nasıl Koruyabilir? - ya da multicosmetics

Yüzücüler Cilt Sağlığını Nasıl Koruyabilir?

Yüzerken Cildimizde Neler Olur? Yüzülen süre boyunca cildimiz; suya, suyun içerisindeki minerallere ve klor gibi halojenlere maruz kalmaktadır. Deniz ve havuz suyunun içeriklerinin farklılığından dolayı cildimiz de bu sulara farklı tepkiler vermektedir. Deniz Suyunun Cilt Üzerindeki Etkileri Deniz suyu, mineraller bakımından zengin bir su kaynağıdır. İçerisinde Ca, Mg, Na, Zn, K, Fe, HCO3, Cl, SO4, NO3 gibi birçok minerali bulundurmaktadır. İçeriğindeki bu iyonlar sayesinde deniz suyu atopik dermatite iyi gelmektedir[1]. Ancak deniz suyu aynı zamanda fazla miktarda da tuz da içermektedir. Bu yüksek tuz konsantrasyonu cilt lezyonlarına zarar verir ve cilt tabakasını tahriş eder. Tuzundan arındırılmış deniz suyu ise dermatitin sebep olduğu kaşınma, pullanma ve kızarıklık gibi belirtileri azaltmaktadır. Aynı zamanda yüzülen denizin ya da okyanus suyunun kalitesi de cilt sağlığı için oldukça önemlidir. Kirlilik oranı yüksek olan sularda uzun süre yüzmek alerjik reaksiyonlara, kaşıntı ve diğer cilt rahatsızlıklarına neden olmaktadır[2]. Bu suların dezenfekte edilmesi için de havuz sularında olduğu gibi klor eklenmektedir. Havuz Suyunun Cilt Üzerindeki Etkileri Havuzlar, birçok kişi tarafından kullanılan kapalı yüzme alanlarıdır. Çok sayıda kişinin kullandığı ortak alanlar olduğu için temizliğini sağlamak son derece önemlidir. Havuzların hijyeninin sürdürülmesini sağlamak için ise klor, hipoklorit gibi maddeler ilave edilmektedir. Klor, mikroorganizmaları öldürme yeteneğinden dolayı havuzlara sıklıkla eklenen antimikrobiyal bir ajandır. Ancak cilt üzerindeki olumsuz etkileri de mevcuttur. Klor, cildin koruyucu bariyerindeki yağ tabaksını bozar ve derinin geçirgenliğinin artmasına sebep olur[3]. Yağ tabakası, su kaybını önlemek için bir bariyer görevi görmektedir. Bu tabakanın bozulması durumunda, cildin nemlenmesi yeterli miktarda sağlanamaz ve cilt kurur.   Yüzücüler, havuzlardaki kimyasal maddelere uzun süre maruz kalmakta ve bu kimyasallar ciltleri tarafından emilmektedir. Halihazırda hassas ve egzamalı cilde sahip olan yüzücülerin klorlu havuz sularında yüzmeleri, kaşıntı, cilt kuruluğu gibi semptomlarını daha da arttırmaktadır[4].  Yüzmek Cilt Sağlığına Zararlı mı? Havuz suyundaki kimyasallara cildin sürekli temas etmesi cilt sağlığı açısından sorunlara neden olmaktadır. Özellikle yüzücülerde; egzama, kontakt dermatit gibi cilt problemlerinin görülme olasılığı daha fazladır[5]. Klorlu havuz suyuyla temas süresi arttıkça da kaşıntı ve kızarıklık da artmaktadır.  Yüzücülerdeki transepidermal su kaybı, su sporları ile uğraşmayan atletlerden daha fazla olmaktadır. Transepidermal su kaybının fazla olması sonucunda cilt bariyeri suyunu kaybeder ve epitel bariyerin permeabilitesi artar. Böylece deride kuruluk ve atopik dermatit gibi sorunlar oluşmaya başlar[5]. Egzama ya da başka bir cilt sorunu olan kişilerin, transepidermal kaybının artması halihazırdaki belirtilerinin daha kötü duruma gelmesine neden olur.  Yüzmek Cilt Sağlığına İyi Gelir mi? Havuz dışındaki; deniz, göl gibi diğer açık su kaynaklarında yüzmenin birçok faydası vardır. Açık havadaki su alanlarında yüzmenin ruh hali üzerinde olumlu etkileri bulunmakta. Kişiyi daha dingin ve huzurlu hale getirmekte ve stresi azaltmaktadır. Cilt sorunlarının başlıca nedeni olarak stresi saymak yanlış olmaz. Yüzmek gibi stresi azaltan aktivitelerin dolaylı da olsa cilt üzerinde olumlu etkileri mevcuttur. Aynı zamanda suyla temas halinde olmak egzamanın rahatlamasını sağlamaktadır[6]. Suda yüzerken terlemenin azalmasına bağlı olarak da egzamanın sebep olduğu kaşıntıyı azaltmaktadır. Ayrıca deniz suyu, içerisindeki mineraller sayesinde dermatolojik rahatsızlara iyi gelmektedir. Deniz ve Havuz Sonrası Cilt Bakımı Nasıl Olmalı? Havuzdan çıktıktan sonra yapılacak ilk işlem duşa girmek olacaktır. Duşla birlikte vücuttaki klorlu su iyice temizlenmeli. Suyla temas eden yüzme kıyafetlerinin de hemen çıkarılması ve klorsuz bir suyla iyice yıkanması gerekir. Çünkü bu mayolar hemen çıkarılmazsa ciltte tıkanıklık ve doğrudan tahriş meydana gelebilir. Ayrıca çocuklarda folikülit ve bakteriyel enfeksiyonlara yatkınlık yaratabilir[6].  Duş alınırken de dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Duşta deterjan bazlı jeller kullanmamak önemlidir. Çünkü bu jeller cildin üzerindeki yağ tabakayı aşındırmaktadır[3]. Klorlu sudan dolayı zaten zarar gören yağ tabakasını, daha da kötü hale getirmemek için deterjan bazlı duş jellerin kullanılmaması gerekir. Özellikle egzamalı kişilerin yüzdükten sonra uzun ve sıcak duşlardan kaçınmaları gerekir. Duştan sonra da cildi yağ bazlı losyonlarla nemlendirerek kaybettiği nemin geri verilmesi son derece önemlidir.  Plajlar gibi açık havada yüzüldükten sonra da mayonun ve cildin temiz suyla yıkanması gerekir. Bunun için ebeveynler yanlarında temiz su bulundurabilirler. Yine denizden sonra da cildi yağ bazlı losyonlarla ve nemlendirici krem gerekir. Ayrıca güneşten korunmak için de güneş kremi sürülmesi önerilmektedir. Yüzerken Cilt Sağlını Koruma Yolları Yüzerken klorlu suyla cilt temasını minimuma indirmek için bazı önlemler alınmalıdır. Klor saç köklerinden de absorbe olabileceği için yüzerken bone takılarak bu temas önlenebilir. Gözlerden su temasını önlemek için de gözlük kullanılmalıdır. Ancak kullanılan malzemelerin içeriği de önemlidir. Ulusal egzama derneğinin önerilerine göre; egzamalı kişilerin silikon malzemeleri, lateks ve kauçuğa göre daha fazla tercih etmeleri gerekir[7]. Çünkü lateks ürünler, kontakt dermatiti daha az tetiklemektedir.  Yüzücüler İçin Cilt Bakım Önerileri Suda uzun süre vakit geçiren yüzücülerin cilt bariyerleri, klorlu havuz suyundan zarar gördüğü için cilt bakımlarına dikkat etmeleri son derece önemlidir. Yüzücülerin, klorlu sudan dolayı ciltlerindeki yağ katmanı bozulur ve bunun sonucu deride kurumalar meydana gelir. Bunu önlemek için havuza girmeden önce ve girdikten sonra yağ bazlı merhemlerden kalın bir tabaka sürebilirler.  Havuzdan çıktıktan sonra hemen duş almaları yine klorlu suyu vücuttan atmak için tavsiye edilebilir. Duşta kullandıkları duş jellerinin de içeriğini kontrol etmekte fayda vardır. Tercihlerini vücuda zararı olmayan ve tahriş etmeyen ürünlerden yana kullanmalılardır. Açık havada yüzen yüzücülerin, yukarıdaki tavsiyelere ilaveten güneş kremi sürmeye özen göstermeleri gerekir. Çünkü su içindeyken aynı zamanda güneşle de temas halinde bulundukları için güneş kremi sürmek yararlı olacaktır. Güneş kremlerinin içeriği de duş jelleri gibi önemlidir.  Yine güneş kremlerinde endokrin bozucu maddelerin olmamasına dikkat edilmelidir. Özellikle küçük yaştan beri hormon bozucu ürünlere sık maruz kalmak ileriki yaşlarda erken ergenlik, erken menopoz ve tiroit bozukluğuna sebep olmaktadır[3]. Bunu önlemek içinse ürünlerin içeriğine dikkat edilmesi gerekir. Güneş kremlerindeki UVB filtreler başlıca endokrin bozucu ürünlerdendir. UVB filtresi içeren güneş ürünlerini mümkün olduğunca kullanmamak gerekir. Sonuç olarak, yüzmek hem fiziksel hem de zihinsel sağlık için birçok fayda sağlasa da cilt sağlığını korumak için gerekli önlemleri almak oldukça önemlidir. Deniz ve havuz sularının içerikleri farklı olsa da her ikisinin de cilt üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak mümkün. Uygun ve temiz içerikli bakım ürünleri seçmek, doğru hijyen uygulamalarını benimsemek ve yüzme sonrası cilt bakımını aksatmamak hem sağlıklı hem de mutlu bir yüzme deneyimi yaşamanızı sağlayacaktır. Unutulmamalıdır ki, cilt sağlığını korumak genel sağlık için de kritik bir rol oynar ve bu konuda alınacak küçük önlemler büyük farklar yaratabilir. Kaynakça [1]Bak, JP., Kim, YM., Son, J. et al. Application of concentrated deep sea water inhibits the development of atopic dermatitis-like skin lesions in NC/Nga mice. BMC Complement Altern Med 12, 108 (2012). https://doi.org/10.1186/1472-6882-12-108 [2] Halder, Joshua & Islam, Nazrul. (2015). Water Pollution and its Impact on the Human Health. Journal of Environment and Human. 2. 36-46. 10.15764/EH.2015.01005. [3] Serbestoğlu, A.,(Host).(23 July 2024). Yüzme Defteri [Tuba Çalık- Yüzücüler Ciltlerini Korumak İçin Neler Yapmalı?]. https://open.spotify.com/episode/3I8TIVmOTFeSkNBuK3aN1Z?si=af8060a1660a4db0 [4] Couto M, Bernard A, Delgado L, et al. Health effects of exposure to chlorination by-products in swimming pools. Allergy. 2021; 76: 3257–3275. https://doi.org/10.1111/all.15014  [5] Paciência, I., Rodolfo, A., Leão, L., Silva, D., Cavaleiro Rufo, J., Mendes, F., Padrão, P., Moreira, P., Laerte Boechat, J., Delgado, L., & Moreira, A. (2021). Effects of Exercise on the Skin Epithelial Barrier of Young Elite Athletes-Swimming Comparatively to Non-Water Sports Training Session. International Journal of Environmental Research and Public Health, 18(2), 653. https://doi.org/10.3390/ijerph18020653 [6] O'Connor C, McCarthy S, Murphy M. Pooling the evidence: A review of swimming and atopic dermatitis. Pediatr Dermatol. 2023; 40(3): 407-412. doi:10.1111/pde.15325 [7] National Eczema Association. (2018, Jul 18). Swimming with Eczema: What You Should Know Before You Take the Plunge. https://nationaleczema.org/blog/swimming-eczema/

Daha fazla bilgi edin
TRICLOSAN: Koruyucu mu, Bozucu mu? - ya da multicosmetics

TRICLOSAN: Koruyucu mu, Bozucu mu?

Triclosan (Triklosan) Nedir? Triclosan, yaygın olarak kullanılan bir antimikrobiyal ajan olup, bakteri ve kontaminasyonun büyümesini engeller veya durdurur. Mikropları yok etme yeteneği nedeniyle triklosan, eskiden birçok reçetesiz (OTC) antibakteriyel sabun ve vücut yıkama jelinin yaygın bir bileşeni olarak kullanılmaktaydı. Ancak, triclosanın insanlar üzerindeki potansiyel etkileri, endokrin bozulma, biyoakümülasyon (vücutta birikimi) ve antibiyotiklere/antibakteriyel ürünlere direnç gelişimi gibi konularda endişelere yol açmıştır. Triclosan (Triklosan) Nelerde Var? Tıraş sonrası losyonları, banyo ürünleri, ayak spreyleri, diş macunları, saç kremi ve makyaj ürünleri gibi su bazlı formülasyonlarda koruyucu olarak kullanılmaktadır. Triclosan (Triklosan) İçeren Diş Macunları Triklosan, plak ve diş eti iltihabını (gingivitis) azaltmak için diş macunlarına eklenebilen bir antibakteriyel maddedir. Triclosanın diş macununda koruyucu olarak kullanımı hem yetişkinlerde hem de çocuklarda (0,5-18 yaş) tek başına kullanıldığında %0,3’lük konsantrasyonda güvenlidir, ancak 3 yaşından küçük çocuklarda kombinasyon halinde kullanıldığında güvenli değildir.  Triclosan (Triklosan) İçeren Sabunlar  2013 yılında FDA, antibakteriyel sabun ve vücut şampuanı üreticilerinden, ürünlerinin uzun süreli günlük kullanım için güvenli olduğunu gösteren kanıtlar sunmalarını talep etti. Ayrıca, bu ürünlerin triklosan içermeyen ürünlere kıyasla enfeksiyonları önlemede daha etkili olduklarını kanıtlamalarını istedi.  Yapılan birçok farklı çalışmanın verilerini inceleyen araştırmacılar, triklosan içeren antibakteriyel sabun kullanan kişiler ile normal sabun kullanan kişilerin hastalanma olasılıklarının aynı olduğunu buldular. Ardından Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), 2016 yılında triklosan içeren tüketici antiseptik yıkama ürünlerinin satışını yasakladı. Satılan tüm sabunların yaklaşık %40'ı buna dahildi. Triclosan (Triklosan) Zararlı mı? Triklosan pek çok ürün içerisinde koruyucu fonksiyonu nedeni ile yıllardır kullanılmaktadır. Fakat son zamanlarda kimyasal koruyucular üzerinde yapılan çalışmalar bu hammaddenin hormon bozucu etkilerini vurgulamaktadır. Uzun vadeli kullanımlarda hormonal sistemde yarattığı tahribat pek çok çalışma ile de desteklenmiştir.  Triclosan (Triklosan) Zararları In vitro çalışmalar, Triklosanın östrojenler, androjenler ve tiroid ekseni üzerinde endokrin bozucu potansiyelini göstermektedir. Ana C Marques ve arkadaşları tarafından 2022 yılında yapılan araştırmaya göre “Triclosanın östrojenik ve androjenik aktivitesinin hem hayvanlarda hem de insanlarda üreme sistemi, kardiyovasküler sistem ve tiroid fonksiyonu üzerinde olumsuz etkileri olduğu gösterilmiştir. Spesifik olarak, erkek ve dişi doğurganlığını, sperm morfolojisini ve hareketliliğini etkilediği bulunmuştur. Kardiyovasküler çalışmalarda triclosan, balıklarda ve farelerde kalp bozukluklarının yanı sıra arter kasılmasının engellenmesiyle ilişkilendirilmiştir. Ek olarak triclosanın dolaşımdaki tiroid hormon düzeylerini azalttığı, tiroid bezinin morfolojisini değiştirdiği ve tiroid hormonu fonksiyonuna müdahale ettiği gösterilmiştir.”  TCS (Triclosan)'nin en az anlaşılan yönü biyolojik birikim ve bunun uzun vadeli sağlık etkileriyle nasıl ilişkili olabileceğidir. Çoklu idrar tahlili çalışmaları, dünyanın çeşitli yerlerindeki deneklerde TCS'nin varlığını göstermektedir. ABD'de 2517 katılımcının %75'inin idrarlarında TCS için 2,4-3790 μg/L konsantrasyonlarında pozitif sonuç çıktığı bulundu; bu, 2,3 μg/L'lik başlangıç tespit seviyesinden çok daha yüksekti.  Yenidoğan kordon kanında da TCS tespit edildi. New York City'de yapılan bir araştırma, 181 hamile anneden alınan idrar örneklerinin %100'ünün ve bebeklerinden alınan kordon kanı örneklerinin %51'inin TCS içerdiğini gösterdi. Fare modellerinde TCS'ye perinatal maruz kalma, nörojenez ve nöronal büyümenin bozulmasıyla bağlantılı olabilirdi; bu daha sonra, hafızanın azalması ve anksiyete ile ilişkili davranışların artması dahil olmak üzere doğumdan sonraki davranışsal ve sosyal problemlerle daha da ilişkilendirilir. Triclosanın antibiyotiklere karşı bakteri direnci üzerinde vitro çalışmalarda bir etkisi olduğu görünse de çevrede yapılan çalışmalar direncin arttığını onaylamamıştır. Kozmetik ürünlerdeki kullanımı, yetkilendirilmiş konsantrasyonlarda insan sağlığı için güvenli kabul edilmektedir. Tüm koruyucular gibi, kozmetik ürünlerde triclosan kullanımı sıkı bir şekilde düzenlenmektedir. Ancak, devam eden araştırmalar ve düzenleyici incelemeler, potansiyel risklerini ve faydalarını değerlendirmeye devam etmektedir. Triclosan (Triklosan) İçermeyen Diş Macunu Yapılan çalışmalar antibakteriyel ajan olarak ürünlerde Triklosan kullanımının, kullanılmayanlara kıyasla büyük bir fark göstermediğini kabul etmiş ve yararını açıklayamamıştır. Diğer yandan olası zararlarına yönelik yapılmış çalışmalar bu hammaddenin kullanımına yönelik pek çok risk bulunduğunu gözler önüne sermiştir. Doğal antibakteriyel ajanların kullanılması ile aynı etki sağlanabilecekken, pek çok olası zarar barındıran Triklosan’ın kullanımı şüphe uyandırmaktadır. Bu nedenle bir fark yaratarak içeriğinde Triklosan bulunmayan diş macunları kullanımına yönelmek ve şüpheden uzak bir ağız temizliği sağlamak mümkün. Kaynaklar https://cosmileeurope.eu/inci/detail/16339/triclosan/ https://ec.europa.eu/growth/tools-databases/cosing/reference/annexes/list/V Marques AC, Mariana M, Cairrao E. Triclosan and Its Consequences on the Reproductive, Cardiovascular and Thyroid Levels. Int J Mol Sci. 2022;23(19):11427. Published 2022 Sep 28. doi:10.3390/ijms231911427 https://health.ec.europa.eu/latest-updates/sccs-scientific-advice-safety-triclocarban-and-triclosan-substances-potential-endocrine-disrupting-2022-11-04_en Papavasilopoulos, Rachel K, and Sanghoon Kang. “Bibliometric Analysis: The Effects of Triclosan on Human Health.” Toxics vol. 10,9 523. 1 Sep. 2022, doi:10.3390/toxics10090523

Daha fazla bilgi edin
Periodontitis ve Diş Eti Sağlığı - ya da multicosmetics

Periodontitis ve Diş Eti Sağlığı

Periodontitis (Diş Eti Çekilmesi) Nedir? Periodontitis, dişleri destekleyen bağların ve kemiklerin iltihaplanması ve enfeksiyonu ile karakterize bir tür diş eti hastalığıdır. Çoğu zaman dişler ve diş etleri arasında derin ceplerin oluşmasına neden olur ve bu da sonuçta diş kaybına neden olabilir. Hastalık, oral mikrobiyal biyofilm tarafından başlatılır ve sürdürülür. Ayrıca gen duyarlılığı ve çevresel koşullar gibi faktörlerden de etkilenir. Ek olarak periodontitisin ateroskleroz (damar sertliği), olumsuz gebelik sonuçları, romatoid artrit (iltihaplı romatizma), bazı kanserler ve diyabet gibi sistemik bozukluklarla epidemiyolojik olarak ilişkili olduğu görülmüştür.1 Periodontitis (Diş Eti Çekilmesi) Belirtileri Periodontitisin belirtileri, dişetinde kanama, kırmızı/mavimsi-morumsu renk değişikliği, dişeti çekilmesi, dişeti büyümesi, dişlerde yer değiştirme, aralanma, uzama, sallanma, apse oluşumu, hassasiyet ve kötü ağız kokusudur.3 Periodontitis (Diş Eti Çekilmesi) Tedavisi Periodontal hastalığın konvansiyonel tedavisi, etkin plak kontrolüyle beraber mekanik temizlikten oluşan cerrahi ve cerrahi olmayan periodontal tedaviyi kapsar. Bununla birlikte mekanik temizlik, derin ceplere erişilememesi, yüzey düzensizlikleri ve furkasyon bölgeleri gibi sınırlamalar sebebiyle zorlu bir prosedürdür. Bu aşamada, mekanik olarak yok edilmesi mümkün olmayan patojenik mikroorganizmaların, antimikrobiyal tedavi ile sayıca azaltılması veya elimine edilmesi hedeflenir.4 Diş Eti Çekilmesine Ne İyi Gelir? Diş eti çekilmesi, geri dönmeyen bir durumdur, yani çekilen diş eti dokusu yeniden büyümez. Ancak, sorunun daha da kötüleşmesini önlemek için bazı önlemler alabilirsiniz.  Tedavi yöntemi, diş eti sorunlarının nedenine bağlıdır. Eğer sorun, sert fırçalama veya yetersiz ağız hijyeninden kaynaklanıyorsa, diş hekiminiz ile fırçalama ve diş ipi kullanım alışkanlıklarınızı değiştirme konusunda konuşmanız önemlidir. Plak oluşumunu engelleyen günlük bir ağız gargarası kullanmak ve diş arası temizleyici ya da diş ipi gibi araçlar kullanarak ulaşılması zor alanları temiz tutmak yardımcı olabilir. Hafif diş eti çekilmesi, diş etlerinde ceplerin etrafında bakteri birikme riskini artırabilir, ancak bu durum, diş eti hastalığına yakalanma riskinizi otomatik olarak artırmaz. Bununla birlikte, mevcut diş eti hastalığı olan bölgelerde diş eti çekilmesi hastalığın daha hızlı ilerlemesine neden olabilir.2  Bunun için de etkili ve doğru ağız temizliğinin yapılması büyük önem taşıyor. Diş Eti Çekilmesi Evde Çözüm Yolları Diş eti çekilmesinin pek çok nedeni olduğu gibi pek çok farklı çözümü de bulunmaktadır. Yanlış fırçalamadan kaynaklı diş eti çekilmelerinde bir diş hekimi kontrolünde doğru fırçalama teknikleri öğrenilerek uygulanabilir. Buna ek olarak ise diş etlerini besleyici macunlar kullanılarak diş eti çekilmesinin ilerlemesi engellenebilir. Diş eti çekilmesinin nedeninin iyice araştırılması ve kökeni bulunmalıdır. Bu nedene göre tedavi şeklinin bir profesyonel tarafından belirlenmesi kritik önem taşımaktadır. Periodontitis (Diş Eti Çekilmesi) Diş Macunu Zerdeçal, adaçayı ve çobançantası gibi bitkilerin diş eti çekilmesi tedavisinde olumlu etkilerinin olduğu yıllardır yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.5 Bu nedenle bu bitkileri içeren ağız bakım ürünleri kullanımı diş eti çekilmesi ile başa çıkılmasında büyük destekçiniz olacaktır.   Kaynaklar Graziani F, Karapetsa D, Alonso B, Herrera D. Nonsurgical and surgical treatment of periodontitis: how many options for one disease? Periodontol 2000. 2017 Oct;75(1):152-188. doi: 10.1111/prd.12201. PMID: 28758300. https://www.healthline.com/health/receding-gums-treatment#treatments Jati AS, Furquim LZ, Consolaro A. Gingival recession: its causes and types, and the importance of orthodontic treatment. Dental Press J Orthod. 2016 Jun;21(3):18-29. doi: 10.1590/2177-6709.21.3.018-029.oin. PMID: 27409650; PMCID: PMC4944726. Imber JC, Kasaj A. Treatment of Gingival Recession: When and How? Int Dent J. 2021 Jun;71(3):178-187. doi: 10.1111/idj.12617. Epub 2021 Jan 29. PMID: 34024328; PMCID: PMC9275303. Rani N, Singla RK, Narwal S, Tanushree, Kumar N, Rahman MM. Medicinal Plants Used as an Alternative to Treat Gingivitis and Periodontitis. Evid Based Complement Alternat Med. 2022 Sep 6;2022:2327641. doi: 10.1155/2022/2327641. PMID: 37941972; PMCID: PMC10630018.

Daha fazla bilgi edin
PARABENLER: DOST MU DÜŞMAN MI? - ya da multicosmetics

PARABENLER: DOST MU DÜŞMAN MI?

Paraben Nedir? Parabenler, kozmetik ürünlerde koruyucu fonksiyonunda yaygın olarak kullanılan bir kimyasal ailesi olarak karşımıza çıkar. Kozmetiklerde hem ürünleri hem de tüketicileri korumak amacıyla zararlı bakteri ve küf oluşumunu önlemek için bu koruyucu hammaddeler kullanılabilir. Kozmetik ürünler etiketlerinde en sık karşılaşabileceğimiz aile üyeleri ise metilparaben, propilparaben, bütilparaben ve etilparabenlerdir. Kozmetik ürünler genellikle farklı türde parabenlerin karışımlarını içerir. En yaygın kullanılan altı tür, metil-, etil-, propil-, izopropil-, butil- ve izobutilparabendir. Kısa zincirli parabenler olarak adlandırılan metil- ve etilparabenler genellikle birlikte kullanılırken, butilparaben genellikle tek başına kullanılır. Uzun zincirli parabenler olan propil- ve butilparabenler, daha güçlü östrojenik aktiviteyle ilişkilendirilmiştir. Bazı çalışmalar, dallı yapılarının östrojenik aktiviteyi ve hassasiyet potansiyelini artırdığını göstermiştir.1,2  Paraben Nelerde Bulunur? Parabenler günümüzde sıklıkla kullanılan pek çok kozmetik ürün içerisinde yer alır. Temel amacı ürünü koruyarak bakteri üremesini önlemektir. Bu nedenle su bazlı ürünlerde yıllardır etkin bir koruyucu olarak kullanılmaktadır. Paraben İçeren Ürünler Parabenler, insanların düzenli olarak kullandığı pek çok üründe bulunur ve özellikle şampuan, saç kremi gibi su oranı yüksek ürünlerde koruyucu potansiyeli nedeniyle sıkça kullanılır. Bu, nemlendirici ürünler, cilt temizleyici ürünleri, güneş kremleri, deodorantlar, tıraş jelleri, diş macunları, makyaj ürünleri gibi geniş bir yelpazede karşımıza çıkar. Günlük hayatta maruz kalınan parabenler deri tarafından emilir, vücut tarafından metabolize edilir ve idrar yoluyla vücudumuzdan atılır.1 Paraben İçermeyen Ürünler Parabenlerle ilgili endişeleriniz varsa veya paraben içermeyen ürünleri tercih etmek istiyorsanız, ürün etiketlerini dikkatlice okumak oldukça önemli. Diğer yandan parabenler, isimlerinin kolay ayrıştırılabilmesi nedeniyle tüketicilerin aklını karıştırmadan seçim yapmasına olanak sağlıyor. Buna ek olarak ise, cildinizin hassasiyetine ve özel ihtiyaçlarına göre doğru ürünü seçmek için bir dermatolog veya uzmanın tavsiyesini almak da faydalı olabilir. Paraben İçermez Ne demek? Paraben içermeyen ürünler, genellikle "paraben free" veya "paraben içermez" ibaresiyle tanıtılarak piyasaya sürülüyor. Bu ürünler, paraben yerine doğal koruyucular veya alternatif koruyucu maddeler kullanarak formüle ediliyor. Fakat son zamanlarda bu iddianın kullanımı tartışmalara yol açtı ve otoriteler tarafından belirli limitler dahilinde kullanımı güvenli kabul edilen paraben ailesini kötüleme amacı taşıdığı öne sürüldü.3 Tüm değerlendirmeler neticesinde ise yasal olarak etiketler üzerinde bu iddiayı kullanmak tarihe karışıyor denilebilir. Artık etiketler üzerinde “Paraben Free” veya “Paraben İçermez” iddialarını görmek pek de mümkün olmayacak.4 Bu nedenle etiket üzerinde yer alan içerikleri dikkatlice okumak ve buna istinaden şüpheye mahal vermeyen ürünler için seçim yapmak gerekecek. Paraben Zararlı mı?  Bu konu ile ilgili geçmişten günümüze pek çalışma yapılmış ve bazı sonuçlara ulaşmıştır. Bu sonuçlar çerçevesinde vücutta birikiminden kaynaklı zararlılığına dair kanıtlar göz ardı edilemeyecek kadar önem taşımaktadır. Bu sonuçlara kulak veren bazı hükümetler ve sağlık kuruluşları da önemli adımlar atarak hammaddenin kullanımına dair bazı düzenlemeler getirmiştir. Paraben Zararları Çeşitli araştırmalar, düzenli kozmetik kullanımı olan kadınlar, erkekler, gençler ve çocukların vücutlarında paraben seviyelerini incelediğinde kişisel bakım ürünlerinin paraben maruziyetine en büyük katkıyı sağladığını gösteriyor. Günlük makyaj yapan genç kızların idrar örneklerinde, makyaj yapmayan veya nadiren makyaj yapanlara kıyasla propilparaben seviyelerinin 20 kat daha yüksek olduğu görülmüştür. Çeşitli araştırmalar sonucunda içeriğinde paraben bulunan vücut ve yüz losyonları, saç ürünleri, güneş koruyucuları ve makyaj ürünü kullanımının, idrardaki paraben düzeylerindeki belirgin artışlarla ilişkili olduğu ortaya çıkmıştır.5 Parabenlerin, Avrupa ve Türkiye gibi pek çok ülkede, çeşitli limitler çerçevesinde kullanılması güvenli olarak kabul edilmektedir. AB Komisyonunun ise bu konu ile ilgili yaptığı açıklamada risklerinden aşağıdaki gibi bahsedilmektedir: “Kozmetiklerdeki parabenlerle ilgili temel endişe, bazılarının vücutta hormonları taklit etme potansiyelidir, özellikle kadın cinsiyet hormonu olan östrojen gibi. Laboratuvar test sistemlerinde ve hayvanlarda, parabenlerin bazı hormon benzeri etkilerinin olduğu gösterilmiştir, ancak bu etki doğal hormonların etkisinden binlerce ila milyonlarca kat daha zayıftır. Hormon benzeri özelliklerinin, paraben moleküllerinin boyutuyla orantılı olarak arttığı görülmektedir. Ancak, şu ana kadar paraben kullanımının üreme üzerindeki olası etkilerine ilişkin diğer deneysel araştırmalar sonuçsuz kalmıştır ve bunların çoğu sonuçlarını yorumlamayı zorlaştıran eksikliklere sahiptir.”6  Bu açıklamaların ardından, diğer taraftan Danimarka hükümeti 2011 yılında propil-, izopropil-, bütil- ve izobütilparabenlerinin üç yaşın altındaki çocuklara özel üretilmiş kozmetik ürünlerde kullanımını yasaklamıştır. Bunun üzerine ilgili hammaddenin güvenliği üzerine araştırmalarını sürdüren SCCS komitesi, değerlendirmesinde dikkatli bir yaklaşım benimsediğini düşündüğünü belirtse de belirsizlikleri azaltmak ve farklı kozmetik ürünlerde bulunan parabenlerin çocuklar üzerindeki potansiyel riskini daha kesin bir şekilde değerlendirmek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini paylaşmıştır.6 Sonuç olarak, parabenler halihazırda pek çok kozmetik ürünün içeriğinde etkili koruyucu fonksiyonları ile karşımıza çıkıyor. Kullanımı belirli sınırlamalar dahilinde otoritelerce güvenli kabul edildiğinden, limitlere uyulduğu taktirde kozmetiklerde kullanımında bir sakınca görülmüyor. Diğer yandan yapılan bilimsel araştırmalar paraben maruziyetinin, günlük birden fazla paraben içeren kozmetik ürün kullanımı kaynaklı artığını gösterdiğinden güvenliği açısından şüpheleri de beraberinde getiriyor. Dikkate değer şüphelerin değerlendirilmesi sonucu bazı hükümetler kullanımını uygun bulmazken, bazı hükümetler de ek araştırma yapılarak daha fazla veri toplanması gerektiğini öne sürüyor. Bu nedenle parabenlerin sağlık üzerindeki etkileri hakkında yapılan çalışmalar devam ettiği için şu anda zararlılığı konusunda kesin bir sonuca varmak zor olabilir. Ancak endişeler doğrultusunda, bilinçli bir seçimle şüphelerden uzak kozmetik ürünlere ulaşabilmek gittikçe artan bir talep haline geliyor. Bu nedenle paraben içermeyen ürünleri tercih etmek isteyen kullanıcılar için de raflarda pek çok farklı seçenek bulunuyor.   Kaynaklar https://www.fda.gov/cosmetics/cosmetic-ingredients/parabens-cosmetics Engeli RT, Rohrer SR, Vuorinen A, Herdlinger S, Kaserer T, Leugger S, Schuster D, Odermatt A. Interference of Paraben Compounds with Estrogen Metabolism by Inhibition of 17β-Hydroxysteroid Dehydrogenases. Int J Mol Sci. 2017 Sep 19;18(9):2007. doi: 10.3390/ijms18092007. PMID: 28925944; PMCID: PMC5618656. https://ec.europa.eu/growth/tools-databases/cosing/ https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/ALL/?uri=CELEX:32013R0655 Berger KP, Kogut KR, Bradman A, She J, Gavin Q, Zahedi R, Parra KL, Harley KG. 2018. Personal care product use as a predictor of urinary concentrations of certain phthalates, parabens, and phenols in the HERMOSA study. J Expo Sci Environ Epidemiol 29(1):21-32. https://ec.europa.eu/health/scientific_committees/docs/citizens_parabens_en.pdf

Daha fazla bilgi edin
Biri “SLS İçermez” Mi Dedi? - ya da multicosmetics

Biri “SLS İçermez” Mi Dedi?

SLS Nedir? Sodyum lauril sülfat (SLS) bir yüzey aktif maddedir, yani temelde dokunduğu yüzeyler üzerinde bir etkiye sahiptir. Gıda koyulaştırıcıları, diş macunları ve yer temizleyicileri gibi çeşitli ürünlerde kullanılır. Köpürtücü fonksiyonu ile öne çıkmaktadır.  SLS Açılımı Ne Demek? SLS (Sodyum Lauril Sülfat), aynı zamanda sodyum dodecyl sülfat olarak bilinir, hindistancevizi ve/veya palmiye çekirdeği yağından veya sentetik olarak türetilmiş olup çeşitli formülasyonlarda emülsifiye edici olarak kullanılmaktadır.1 SLS ve SLES Aynı mı? Sodyum lauril sülfat (SLS) ve sodyum lauret sülfat (SLES), birçok temizlik ve kişisel bakım ürününde bulunan anyonik yüzey aktif maddeler ve deterjanlardır.  Yüzey aktif maddeler, suyun yüzey gerilimini azaltarak yağ ve kirin daha kolay temizlenmesini sağlar. Örneğin, bulaşık deterjanlarında yağları temizlerken, şampuanlarda saçtaki birikmiş yağı arındırırlar. SLS ve SLES, temizlik ve cilt bakım ürünleri içerisinde köpük oluşturarak istenen etkiyi sağlamakta yardımcı olurlar. İkisi arasındaki ana fark, SLES'in etoksilasyon adı verilen ekstra bir işlemden geçerek cilt üzerinde daha nazik hale getirilmesidir.2 SLS Hangi Ürünlerde Bulunur? SLS oldukça geniş bir ürün yelpazesi içerisinde yer alır. Gıda, temizlik maddeleri ve kozmetikler gibi çeşitli ürünlerde kullanılan birçok farklı işlevi olan bir yüzey aktif maddedir, ancak cilt bakımında bir temizleme maddesi olarak görev yapar. SLS İçeren Ürün Grupları Günlük hayatta kullandığımız pek çok ürün içerisinde SLS barındırır. Bunlar; yüz temizleyici ürünleri, vücut yıkama jelleri ve duş jelleri, şampuanlar, el sabunları, deterjanlar, diş macunları ve eviniz için temizlik ürünleri olarak listelenebilmektedir. SLS Zararlı mı? SLS’nin zararlılığı hakkında pek çok farklı görüş bulunmaktadır. Cilt bariyeri üzerindeki olumsuz etkisi ise pek de tartışmaya açık bir konu gibi görünmemektedir. Yapılan araştırmalar cilt bariyer fonksiyonu üzerinde bozulmalara yol açtığını göstermiştir. SLS Zararları Tüketici ürünlerinde SLS kullanımı, regülasyonlar kapsamında düzenlenmiştir ve olası tahriş etme potansiyeli, tam ürün formülasyonu bağlamında değerlendirilmektedir. SLS içermeyen kozmetikler, cilde daha nazik olacak şekilde formüle edilmiştir, bu da tahriş ve alerjik reaksiyon riskini azaltabilir. The Journal of Clinical and Aesthetic Dermotology dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre SLS içermeyen su bazlı kremlerin, SLS içeren su bazlı kremlere göre daha düşük tahriş potansiyeline sahip olduğu sonucuna varılmıştır.3 2021 yılında yapılan başka bir çalışmada ise bir grup kadın üzerinde SLS içeren yamalar kullanılmıştır. SLS yamasının çıkarılmasından önceki ve bir gün sonraki analiz, cilt kızarıklığında bir artış ve cilt bariyer fonksiyonunda bir azalma olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bozulmuş bir cilt bariyeri fonksiyonu ve SLS yamasının neden olduğu dehidrasyonun, cilt mikrobiyotasının cilt bakteriyel topluluğu disbiyozuna karşı hassas dengesini bozduğu gözlemlenmiştir.4 SLS İçermeyen Ürünler SLS içermeyen ürünler cilt dostu olma ve alerjik reaksiyon riskini en aza indirme konusunda pek çok potansiyel fayda sağlamaktadır. Özellikle ağız içi dokusuna direkt temas eden diş macunları içinde SLS kullanılması oral dengenin bozulmasına yol açabilmektedir. Sindirimin ilk basamağı olan ağız sağlığının önemi tartışmasız bir gerçekken şüphe barındırmayan, güvenli içeriklerle etkili bir temizlik sağlamak mümkün.   Kaynaklar https://www.chemicalsafetyfacts.org/chemicals/sodium-lauryl-sulfate-sls/ https://www.products.pcc.eu/en/blog/sles-and-sls-what-are-these-substances-and-where-are-they-used/ Mei-Hsia Chan M, Tan LS, Leow YH, Goon AT, Goh CL. Comparison of Irritancy Potential of Sodium Lauryl Sulfate-free Aqueous Cream to Other Moisturizers: An Intraindividual Skin Occlusive Study. J Clin Aesthet Dermatol. 2019 Jul;12(7):52-58. Epub 2019 Jul 1. PMID: 31531162; PMCID: PMC6715333. Leoty-Okombi S, Gillaizeau F, Leuillet S, Douillard B, Le Fresne-Languille S, Carton T, De Martino A, Moussou P, Bonnaud-Rosaye C, André V. Effect of Sodium Lauryl Sulfate (SLS) Applied as a Patch on Human Skin Physiology and Its Microbiota. Cosmetics. 2021; 8(1):6. https://doi.org/10.3390/cosmetics8010006

Daha fazla bilgi edin
Atopik Cilt ve Doğru Yaklaşım - ya da multicosmetics

Atopik Cilt ve Doğru Yaklaşım

Atopik Dermatit (Egzama) Nedir? Atopik dermatit, yaygın olarak atopik egzema olarak bilinen, kuru, kaşıntılı ve iltihaplı ciltle karakterize kronik inflamatuar bir cilt durumudur. Hem çocukları hem de yetişkinleri etkileyen yaygın bir egzema türü olup, genetik, çevresel ve immünolojik faktörlerin karmaşık etkileşimi bu durumun gelişimine katkıda bulunur.1 Atopik Cilt Ne Demek? Atopik cilt, egzama olarak da bilinen atopik dermatite yatkın olan cildi ifade etmek için kullanılır. Atopik dermatit cildin aşırı kaşınmasına neden olur. Kaşıma daha fazla kızarıklığa, şişmeye, çatlamaya, "sızan" berrak sıvıya, kabuklanmaya ve pullanmaya yol açar. Araştırmalar, atopik dermatitli bireylerin cilt bariyerinin zayıfladığını, ciltlerinin tahriş edicilere, alerjenlere ve mikrobiyal istilaya daha fazla yatkın hale geldiğini göstermektedir.2 Atopik Dermatit (Egzama) Neden Olur? Atopik dermatit (egzama) için bilinen tek bir neden yoktur ve muhtemelen birden fazla durumun sonucu olarak ortaya çıkar. Altta yatan mekanizmalar hakkında birçok teori vardır. Güncel araştırmalar bağışıklık sisteminin, cilt yapısal gen mutasyonlarının, cilt hücrelerindeki kusurların (keratinositler), cilt yüzey mikrobiyomunun (bakteriler, virüsler ve mayalar) ve diğer birçok faktörün rollerini araştırmaktadır. Atopik Dermatit (Egzama) Sebepleri Atopik dermatitin patofizyolojisi, genetik yatkınlık, immün düzensizlik ve çevresel tetikleyicilerin bir kombinasyonunu içerir. Cilt bariyer fonksiyonunda yer alan proteinlerin kodlayan genlerdeki mutasyonlar, filagrin gibi, atopik dermatitin gelişiminde önemli bir rol oynar. Bu genetik varyasyonlar, cildin nem tutma yeteneğini tehlikeye atar, kuruluğa ve artmış geçirgenliğe yol açar, bu da alerjenlerin ve tahriş edicilerin cildi daha kolay nüfuz etmesine izin verir ve inflamatuar tepkileri tetikler. Ana nedenleri kısaca genetik faktörler, epidermal bariyer disfonksiyonu, immünolojik mekanizmalar ve çevresel tetikleyiciler olarak sıralanabilir.2 Atopik Dermatit (Egzama) Belirtileri Akut evrede, lezyonlar şiddetli kaşıntılı, kırmızı, kalınlaşmış, pullu yamalar veya plaklar şeklinde görülür ve kaşımadan dolayı erozyona uğrayabilir. Kronik evrede ise, kaşıma ve ovalama sonucunda cilt lezyonları kuru ve likenifiye (sertleşmiş) bir görünüm alır. Lezyonların dağılımı yaşa özgüdür. Bebeklerde lezyonlar genellikle yüz, saç derisi, boyun, göz kapakları ve ekstremitelerin ekstansör yüzeylerinde görülür. Daha büyük çocuklar ve yetişkinlerde ise lezyonlar boyun, dirsek içi ve diz arkası gibi fleksör yüzeylerde ortaya çıkar. Şiddetli kaşıntı, atopik dermatitin ayırt edici bir özelliğidir. Kaşıntı genellikle lezyonlardan önce gelir ve kuru hava, terleme, lokal irritasyon, yün giysiler ve duygusal stresle daha da kötüleşir.3 Semptomların yaygın çevresel tetikleyicileri şunlardır: Aşırı banyo yapma veya yıkanma Sert sabunlar Staphylococcus aureus cilt kolonizasyonu Terleme Pürüzlü kumaşlar ve yün Atopik Dermatit (Egzama) Bulaşıcı mı? Atopik dermatit bulaşıcı değildir, dolayısıyla kişiden kişiye yayılımı söz konusu değildir. Atopik Dermatit (Egzama) Tedavisi Atopik dermatitin tedavisi, en etkili şekilde altta yatan patofizyolojik süreçleri ele alarak yapılır. Uygun cilt bakımı ve tetikleyicilerden kaçınma konusunda danışmanlık, hastaların altta yatan cilt bariyeri defektini yönetmelerine yardımcı olur. Kaşıntılı lezyonların kaşınması genellikle kaşıntıyı artırır ve bu da daha fazla kaşınmaya yol açar. Kaşıntı-kaşıma döngüsünü kırmak önemlidir. Genel cilt bakımı, en yaygın cilt tahrişi kaynaklarına (aşırı yıkama ve sert sabunlara) odaklanmalıdır: Yıkama ve banyo sıklığını ve süresini sınırlamak Banyo suyunun sıcaklığını ılık seviyede tutmak Aşırı ovalamaktan kaçınmak, bunun yerine duş/banyo sonrası cildi nazikçe kurulamak Nemlendirici uygulamak (merhem veya krem—özellikle seramid içeren ürünler faydalıdır) Duygusal stresin azaltılması faydalıdır ve kaşıntı-kaşıma döngüsünü kırmaya yardımcı olur.4 Egzama Kendiliğinden Geçer mi? Bu durum tamamen bağışıklık ile ilgili olduğundan kendi kendine geçme durumu da mümkündür. Egzamaya Ne İyi Gelir? Chang ve arkadaşları tarafından yazılan makaleye göre birden fazla tedavi yöntemi bulunmaktadır. Topikal Kortikosteroidler: Egzamanın tedavisinde en yaygın kullanılan yöntemlerden biridir. Kortikosteroid kremler, ciltteki iltihabı azaltmaya yardımcı olur ve kaşıntıyı hafifletir. Ancak, uzun süreli kullanımda ciltte incelme gibi yan etkiler ortaya çıkabilir. Nemlendiriciler ve Islak Sargılar: Cildin nemini korumak, egzamanın yönetiminde önemli bir adımdır. Nemlendirici ürünler, ciltteki su kaybını önlemeye yardımcı olur. Islak sargılar, nemin daha uzun süre tutulmasını sağlar ve kaşıntıyı azaltır. Antihistaminikler: Özellikle kaşıntıyı hafifletmek için kullanılan bu ilaçlar, uykuya yardımcı olması açısından da tercih edilir. Topikal İmmünomodülatörler (Tacrolimus ve Pimekrolimus): Bu ilaçlar, cildin bağışıklık yanıtını düzenleyerek iltihabı azaltır. Kortikosteroidlere alternatif olarak kullanılırlar ve uzun süreli kullanımda daha güvenli olabilirler. Fototerapi (UVB): Ultraviyole ışık tedavisi, cilt hücrelerinin çoğalmasını yavaşlatır ve iltihabı azaltır. Bu yöntem, şiddetli egzama vakalarında kullanılabilir. Oral İmmünosupresanlar: Siklosporin A, metotreksat ve azatiyoprin gibi ilaçlar, bağışıklık sistemini baskılayarak egzama semptomlarını hafifletir. Ancak, bu ilaçların ciddi yan etkileri olabilir ve genellikle sadece şiddetli vakalar için önerilir. Doğal ve Alternatif Tedaviler: Probiotikler ve besin takviyeleri gibi alternatif tedaviler de egzama yönetiminde kullanılabilir. Probiotiklerin, özellikle bebeklerde egzama riskini azaltabileceği gösterilmiştir. Bu tedavi yöntemlerinin etkinliği, hastanın durumuna göre değişiklik gösterebilir ve tedavi planı, dermatolog veya alerji uzmanı tarafından belirlenmelidir.1 Atopik Dermatit (Egzama) İçin Ürünler  Atopik dermatit için kullanılacak olan ürünlerin öncelikle cildin hassasiyeti nedeniyle nazik içeriklere sahip olması gerekmektedir. Cildi tahriş etmeyecek ve onarımına destek olacak ürünlerin tercih edilmesi önemlidir. Özellikle seramid, cilt aminoasitleri, mineraller ve etkili doğal özler ile hazırlanmış atopik dermatit bakım seti semptomlarını azaltmada destek olurken, cildin rahatlamasını ve yenilenmesini destekler. Cildin nemlendirilmesi de diğer önemli bir gereksinimdir. Bunun sağlanması için de yüksek nemlendirici özelliklere sahip, güvenli içerikli ürünlerin kullanımı büyük önem taşımaktadır. Kaynaklar Chang C, Keen CL, Gershwin ME. Treatment of eczema. Clin Rev Allergy Immunol. 2007 Dec;33(3):204-25. doi: 10.1007/s12016-007-0033-8. PMID: 18163227. Avena-Woods C. Overview of atopic dermatitis. Am J Manag Care. 2017 Jun;23(8 Suppl):S115-S123. PMID: 28978208. https://nationaleczema.org/eczema/ Ruenger, T. M. (2023, January). Atopic dermatitis (eczema). In Merck Manual. Georg-August University of Göttingen, Germany. https://www.msdmanuals.com/professional/dermatologic-disorders/dermatitis/atopic-dermatitis-eczema

Daha fazla bilgi edin
\200B
Sepet 0