REMEDIUM SERİSİ
CANNABIS SATIVA
Cannabis-Based Products for the Treatment of Skin Inflammatory Diseases: A Timely Review
Araştırmalar, kanabinoidlerin cilt inflamatuar hastalıklarının tedavisinde potansiyel terapötik etkilere sahip olduğunu göstermiştir. Cildin, cilt homeostazisinin korunmasında rol oynayan kendi endocannabinoid sistemi (ECS) vardır. Kannabinoidler, bağışıklık ve inflamatuar yanıtları modüle etmek için derideki ECS reseptörleri ile etkileşime girebilir. Çalışmalar, kannabidiol (CBD) gibi kanabinoidlerin cilt üzerinde anti-inflamatuar, antimikrobiyal ve anti-pruritik etkilere sahip olabileceğini göstermiştir. Ayrıca sebosit çoğalmasını ve lipogenezi de engelleyebilirler, bu da onları akne tedavisinde faydalı kılar. Ayrıca kanabinoidler, alerjik kontakt dermatit tedavisinde inflamasyonu ve alerjik tepkileri azaltarak umut verici sonuçlar göstermiştir.1
Cannabis Sativa L. Extract And Cannabidiol Inhibit in Vitro Mediators of Skin Inflammation And Wound Injury
Çalışma, Cannabis sativa özütünün (CSE) yara iyileşmesi ve deri iltihabı süreçlerinde yer alan inflamasyon mediatörlerinin salınımını engellediğini göstermektedir. Bu inhibisyon, CSE'nin hem insan dermal fibroblastlarında (HDF) hem de HaCaT hücrelerinde TNFα tarafından indüklenen NF-κB yolaklı transkripsiyonu baskılaması nedeniyle NF-κB yoluyla gerçekleşiyor gibi görünmektedir. Bulgular, Cannabis özütlerinin inflamasyona dayalı deri hastalıklarının tedavisinde potansiyelini vurgulamaktadır.2
SQUALANE
Moisturizers: The Slippery Road
Squalene, insan deri hücreleri tarafından üretilen ve sebumun bir bileşeni olan bir lipittir. Squalenenin üretimi otuz yaşından sonra önemli ölçüde azalır, bu da cildin kurulaşmasına katkıda bulunur. Kolesterol sentezinde ara ürün olarak işlev görür ve UV ve diğer radyasyon kaynaklarına maruz kalmanın neden olduğu oksidatif hasara karşı cildi korur. Squalane, squalenenin hidrojenasyonla daha kararlı hale getirilmiş formudur ve oksidasyona karşı daha az duyarlı olduğu için genellikle bir nemlendirici olarak kullanılır. İyi emilir, kokusuzdur, gözenekleri tıkamaz, antibakteriyel özellik gösterir ve hassas ciltler için güvenlidir. Nemlendirici özelliklerinin yanı sıra, squalane, seboreik dermatit, akne, sedef hastalığı ve atopik dermatit gibi cilt bozukluklarının tedavisinde de kullanılır.3
Biological and Pharmacological Activities of Squalene and Related Compounds: Potential Uses in Cosmetic Dermatology
Squalen ve ilgili bileşikler, cilt fizyolojisi için çeşitli faydalar sunar; bunlar arasında antioksidan özellikler, nemlendirme ve potansiyel antitümör etkiler bulunur. Bu bileşikler, ciltteki serbest radikal oksidatif hasarını azaltmada önemlidir ve emolientler ve antioksidanlar olarak avantaj sağlarlar.4
LONICERA JAPONICA
WLJP-025p, a homogeneous Lonicera japonica polysaccharide, attenuates atopic dermatitis by regulating the MAPK/NFκB/AP-1 axis via Act1
Atopik dermatit (AD) genellikle steroidlerle tedavi edilir, ancak bunların uzun süreli kullanımı yan etkiler ve hastalığın kötüleşmesine neden olabilir. Bu nedenle, daha etkili ve güvenli tedaviler gerekmektedir. Pozitif kontrol olarak deksametazon kullanılarak, su ile ekstrakte edilmiş homojen çiçekli Lonicera japonica polisakkaridi (WLJP-025p) ile AD'yi hafifletme mekanizması incelenmiştir. Farelere AD modeli oluşturmak için çıplak sırt ve sağ kulaklarına 2,4-dinitroklorobenzen uygulanmıştır.
WLJP-025p'nin AD'deki etkinliği, sağ kulak kalınlığı ve cilt lezyon skorları, patolojik gözlem (hematoksilen-eosin ve toluidin mavisi boyama) ve serum IgE ve IL-1β konsantrasyonları ölçülerek değerlendirilmiştir. Serum ve sırt cildinde ilgili genlerin ve proteinlerin ekspresyonu RT-qPCR, ELISA, batı blot ve immünofloresan kullanılarak tespit edilmiştir. WLJP-025p ve Act1 arasındaki moleküler bağlanma ve dinamik simulasyonlar yapılmıştır. WLJP-025p önemli ölçüde AD'li farelerde cilt hiperplazisini ve patolojik anormallikleri hafifletmiş ve cilt dokularında Act1, Nükleus-P65, Nükleus-AP-1 ve MAPK ile ilgili proteinlerin ekspresyonunu inhibe etmiştir. WLJP-025p, Act1 ile stabil bir konformasyon oluşturmuş, dalak Th17 diferansiyasyonunu ve IL-17 salınımını baskılamış ve ilgili cilt bariyer proteinlerinin ekspresyonunu artırmıştır. Sonuç olarak, WLJP-025p, Act1'e bağlanarak MAPK/NFκB/AP-1 ekseni aracılığıyla enflamasyonu düzenler, epitelyal bariyer fonksiyonunun iyileşmesini teşvik eder ve farelerde AD'yi hafifletir.5
A homogeneous Lonicera japonica polysaccharide alleviates atopic dermatitis by promoting Nrf2 activation and NLRP3 inflammasome degradation via p62
Bu çalışmanın amacı, geleneksel Çin tıbbı olan Lonicera japonica bitkisinden güçlü anti-enflamatuar etkili homojen bir polisakkaridin çıkarılmasıdır. WLJP-025p adlı bu polisakkaridin, p62'yi aktive ederek Nrf2'yi harekete geçirme, NLRP3 inflamazomunun parçalanmasını teşvik etme ve AD'yi iyileştirme mekanizması incelenmiştir.
Sonuç olarak, WLJP-025p, farelerde AD'yi iyileştirerek p62'yi yukarı regüle ederek Nrf2'yi etkinleştirir ve NLRP3'ün ubikuitinasyon ve parçalanmasını teşvik eder.6
LAVANDULA ANGUSTIFOLIA
Aromatic oil from lavender as an atopic dermatitis suppressant
Bu araştırma makalesi, lavanta esansiyel yağı ve ana bileşenleri olan linalil asetat ve linalool'ün atopik dermatit (AD) üzerindeki etkinliğini araştırmaktadır. Çalışmada AD hücre modeli ve keratinosit ile dendritik hücre aktivasyon testleri kullanılarak etkiler değerlendirildi. Sonuçlar, lavanta esansiyel yağı ve linalil asetatın AD üzerinde güçlü bir inhibitör etkisi olduğunu ve minimal cilt duyarlılaştırma olduğunu gösterdi. Çalışma ayrıca, inhibisyon etkisinin AhR ve ARNT proteinlerinin parçalanmasından kaynaklanabileceğini öne sürdü. Bulgular, lavanta esansiyel yağının AD tedavisi olarak potansiyel kullanımının önemini vurgulamaktadır. Çalışma, lavanta esansiyel yağının halk tıbbında kullanımının bilimsel temelini anlamaya katkıda bulunmaktadır.7
Biosynthesis and therapeutic properties of Lavandula essential oil constituents
Lavanta esansiyel yağları, esas olarak linalool ve linalil asetat gibi monoterpenoidlerden oluşan karmaşık bir bileşik karışımı içerir. Bu yağlar sakinleştirici ve yatıştırıcı etkileri nedeniyle alternatif tıpta ve aromaterapide kullanılmaktadır. Çalışmalar lavanta yağlarının potansiyel antikanser ve antimutajenik özelliklerini göstermiştir. Solunum, transdermal temas veya ağızdan alım yoluyla absorbe edilebilirler. Klinik çalışmalar, demans hastalarında uykuyu iyileştirmede, kaygıyı azaltmada ve bilişsel işlevi iyileştirmede etkili olduklarını göstermiştir. Model tür çalışmaları, spesifik lavanta terpenoidlerinin farmakolojik etkilerine ilişkin bilgiler sağlamıştır.8
EUCALYPTUS GLOBULUS
Efficacy of a moisturizer containing a pseudo‐ceramide and a eucalyptus extract for Japanese patients with mild atopic dermatitis in the summer
Bu çalışma, yaz aylarında hafif atopik dermatitli (AD) Japon hastalar için psödo-seramid ve okaliptüs özütü içeren nemlendirici bir jelin etkinliğini inceledi. Yaz aylarında vücutlarına herhangi bir nemlendirici sürmemiş 44 Japon denek üzerinde 4 haftalık bir klinik çalışma gerçekleştirildi. Yirmi yedi denek nemlendirici jeli günde iki kez kullanırken, diğer 17 denek herhangi bir nemlendirici kullanmadı. Sonuçlar, her iki grupta da cilt kuruluğu ve pullanmada iyileşme görüldüğünü, ancak iyileşmenin tedavi edilen grupta anlamlı derecede daha yüksek olduğunu gösterdi. Yalnızca tedavi edilen grupta cilt kızarıklığı ve kaşıntıda anlamlı iyileşme görüldü. Tedavi edilen grupta deneklerin yaşam kalitesi önemli ölçüde iyileşti. Çalışma, psödo-seramid ve okaliptüs özü içeren bir nemlendiricinin, yaz aylarında bile AD'li kişilerin cilt bakımında etkili olduğu sonucuna varmıştır.9
Efficacy of Topical Application of a Skin Moisturizer Containing Pseudo-Ceramide and a Eucalyptus Leaf Extract on Atopic Dermatitis: A Review
Bu derleme, sentetik pseudo-seramid ve okaliptüs yaprağı özü içeren bir cilt nemlendiricisinin atopik dermatit (AD) cildi üzerindeki etkinliğini tartışıyor. AD'nin, bozulmuş bir bariyer işlevi ve ciltteki seramid seviyelerinin azalması ile karakterize kronik bir inflamatuar cilt hastalığı olduğunu vurguluyor. Çalışma, nemlendiricinin AD cildinin bariyer işlevini ve su tutma kapasitesini iyileştirdiğini, böylece kuruluk, kaşıntı ve pullanma gibi semptomlarda bir iyileşme sağladığını bulmuştur. Ayrıca, nemlendirici AD cildindeki seramid profilini normalleştirerek sağlıklı cilde benzetmektedir. Nemlendirici yaz aylarında bile etkili olmuş ve AD ile ilişkilendirilen çeşitli cilt koşullarında iyileşme göstermiştir.10
HONEY EXTRACT
Honey is potentially effective in the treatment of atopic dermatitis: Clinical and mechanistic studies
Bu çalışma, atopik dermatitin (AD) tedavisinde manuka balının kullanımını inceledi. AD'li gönüllüler yedi gün boyunca ciltlerinin etkilenen bir bölgesine manuka balı uygularken diğer bölgeye uygulamadı. Bal ile tedavi edilen bölgelerde AD lezyonlarının ciddiyeti önemli ölçüde iyileşti. Manuka balı, CCL26 adı verilen bir proteinin cilt hücrelerinden salınmasını azalttı ve alerjik reaksiyonlarda rol oynayan mast hücresi degranülasyonunu inhibe etti. Manuka Balının farklı mekanizmalar yoluyla hem klinik hem de hücresel çalışmalara dayanarak AD lezyonlarının tedavisinde potansiyel olarak etkili olduğu görülmektedir. Bunun randomize ve kontrollü klinik çalışmalarla doğrulanması gerekmektedir.11
Anti-inflammatory properties of raw honey and its clinical applications in daily practice
Bu makale ham balın antiinflamatuar özelliklerini ve günlük pratikteki klinik uygulamalarını tartışmaktadır. Bal, inflamatuar süreçleri hafifleterek ve proinflamatuar enzimleri ve aracıları inhibe ederek antiinflamatuar etkileri olan flavonoidler ve polifenoller içerir. Katar'daki Umm Ghuwailina Sağlık Merkezi'nde yürütülen çalışma, ham balın egzama, seboreik dermatit ve sedef hastalığı gibi çeşitli cilt rahatsızlıklarına uygulanmasını içeriyordu ve umut verici sonuçlar verdi. Atopik dermatitli hastaların bir haftalık bal tedavisinden sonra cilt durumlarında önemli iyileşme görüldü. Benzer şekilde, psoriatik lezyonları olan hastalarda bal uygulamasını bıraktıktan bir ay sonra bile genel iyileşme görüldü. Çalışma, ham balın gelişmiş antiinflamatuar ürünlere göre uygun maliyetli bir alternatif olabileceğini, ancak faydalarını doğrulamak için daha fazla klinik araştırmaya ihtiyaç olduğunu öne sürüyor.12
Topical application of natural honey, beeswax and olive oil mixture for atopic dermatitis or psoriasis: partially controlled, single-blinded study
Bu çalışma bal, balmumu ve zeytinyağı karışımının atopik dermatit (AD) veya psoriasis vulgaris (PV) hastalarındaki etkilerini araştırdı. Bal karışımı, 2 haftalık tedaviden sonra AD'li 10 hastadan 8'inde önemli iyileşme gösterdi. PV'li hastalarda 8 hastadan 5'i bal karışımına önemli bir yanıt gösterdi. Çalışma, bal karışımının AD ve PV tedavisinde yararlı göründüğü sonucuna varmıştır. Daha önce tedavi görmemiş hastaların %80'inde AD belirti ve semptomlarını iyileştirdi ve kortikosteroid tedavisi kullanan hastaların durumlarını kötüleştirmeden dozlarını azaltmalarına olanak sağladı. Sedef hastalarında bal karışımı gerekli kortikosteroid dozunu azalttı. Bal karışımının terapötik etkileri, antiinflamatuar, antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinden kaynaklanıyor olabilir. Bu bulguları doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.13
CERAMIDES
The structure, function, and importance of ceramides in skin and their use as therapeutic agents in skin-care products
Bu makalede seramidlerin cilt bariyer fonksiyonundaki önemi ve cilt bakım ürünlerinde terapötik ajan olarak kullanımları tartışılmaktadır. Seramidler, cilt bariyerinin korunmasında ve su kaybının önlenmesinde önemli rol oynayan epidermal lipitlerdir. Seramid seviyelerindeki değişiklikler atopik dermatit gibi cilt hastalıklarıyla ilişkilidir. Daha yeni cilt bakım formülasyonları seramidleri içermeye başlamıştır; dışarıdan uygulanan seramidler, cildin seramid seviyelerinin yenilenmesine yardımcı olabilir ve bu da ciltte azalan cilt bariyeri fonksiyonunun iyileştirilmesine yardımcı olabilir.14
The Efficacy of a Ceramide-based Cream in Mild-to-moderate Atopic Dermatitis
Çalışma, PC-104 sentetik seramidler, gliserretinik asit, proantosiyanidinler ve palmitoiletanolamid MEA içeren terapötik bir kremin, hafif-orta şiddette atopik dermatit ve diğer kaşıntılı dermatozların belirti ve semptomlarını iyileştirip iyileştiremeyeceğini belirlemeyi amaçlamaktadır. Krem, 50 sağlıklı denekte etkilenen bölgelere günde üç kez uygulandı. Sonuçlar, kremin dört haftalık kullanımın ardından Araştırmacı Küresel Değerlendirme (AKD) puanlarında %100, genel cilt değerlendirme puanlarında ise %67 iyileşme sağladığını gösterdi. Transepidermal su kaybında, derinin su içeriğinde ve cilt pürüzsüzlüğünde de önemli iyileşmeler gözlendi. Çalışma sırasında herhangi bir olumsuz olay bildirilmemiştir. Kremdeki seramid PC-104, palmitamid MEA, gliserrhetinik asit ve üzüm çekirdeği ekstraktının kombinasyonunun, atopik dermatit ve diğer kaşıntılı dermatozların belirti ve semptomlarını azaltmada etkili olduğu kanıtlandı.15
AMINOACIDS
Amino acid complex (AAComplex) benefits in cosmetic products: In vitro and in vivo clinical studies
Bu makale, kozmetik ürünlerde kullanılan amino asit kompleksi (AAComplex)'in cilt tahrişini azaltma ve cilt hasarını onarma konusundaki faydalarını tartışmaktadır. Araştırma, AAComplex'in etkinliğini değerlendirmek için in vitro ve in vivo klinik çalışmalar içermektedir. In vitro çalışmalar, AAComplex'in hücre yenilenmesini ve cilt onarımını teşvik ettiğini göstermektedir. In vivo klinik çalışma, 7 gün boyunca günde iki kez AAComplex içeren ürünleri kullanan 37 deneği kapsamaktadır. Sonuçlar, ürünlerin cilt kızarıklığını ve tahrişi etkili bir şekilde azalttığını ve nemlendirmeyi artırdığını göstermektedir. Çalışma ayrıca, AAComplex teknolojisinin cilt tahrişi biyomarkerlarını önemli ölçüde azalttığını ve cilt onarımına yardımcı olan ısı şok protein üretimini teşvik ettiğini ortaya koymaktadır. Genel olarak, çalışma AAComplex teknolojisinin test edilen cilt bakım ürünlerinde cilt için birden fazla fayda sağladığını sonucuna varmaktadır.16
PHYTOSPHINGOSINE
Phytosphingosine stimulates the differentiation of human keratinocytes and inhibits TPA-induced inflammatory epidermal hyperplasia in hairless mouse skin
Peroksizom proliferatör-aktive edilmiş reseptörler (PPAR'lar), keratinositlerde çeşitli hücresel işlevleri düzenleyen transkripsiyon faktörleridir. PPAR'ların üç izoformu, PPARα, PPARβ/δ ve PPARγ, epidermal farklılaşma ve cilt bariyeri homeostazında farklı roller oynar. Doğal bir sfingoid baz olan fitosfingozin (PS), PPAR'ları aktive eder ve keratinositlerde farklılaşmayı teşvik ederken proliferasyonu inhibe eder. PS ayrıca anti-enflamatuar etkiler gösterir ve sedef hastalığı ve atopik dermatit gibi cilt rahatsızlıkları için potansiyel bir tedavi ajanı olabilir. Çalışma, PS'nin keratinosit farklılaşması ve proliferasyonu üzerindeki etkilerini araştırdı. Sonuçlar, PS'nin korneleşmiş zarf (CE) ve keratinosit farklılaşmasıyla ilgili bazı proteinlerin üretimini artırdığını gösterdi. PS ayrıca DNA sentezini sitotoksik etki olmaksızın inhibe etti. Bir fare modelinde, PS iltihabı, epidermal hiperplaziyi ve iltihaplı hücrelerin göçünü azalttı. Aynı zamanda PGE2 adlı bir enflamatuar mediatörün üretimini de azalttı. Genel olarak, çalışma PS'nin keratinosit farklılaşmasını teşvik edebileceğini ve proliferasyonu inhibe edebileceğini, bu nedenle inflamatuar ve hiperproliferatif cilt rahatsızlıkları için potansiyel bir tedavi seçeneği olabileceğini öne sürüyor.17
CYANOCOBALAMIN
A review of vitamin B12 in dermatology
Kobalamin (B12 vitamini), klinik bir eksiklik olmasa bile çeşitli dermatolojik durumların tedavisinde araştırılmıştır. 49 hasta üzerinde yapılan bir çalışma, 8 hafta boyunca %0.07 siyanokobalamin kremi uygulamanın, atopik dermatit semptomlarını plaseboya kıyasla önemli ölçüde iyileştirdiğini göstermiştir. İyileşme, kuruluk, kaşıntı, erozyon, likenifikasyon, eritem ve infiltrasyonu değerlendiren Altı Alan Altı Belirti Atopik Dermatit skoruyla ölçülmüştür. B12 vitamini kremi skoru plaseboya göre önemli ölçüde daha fazla azaltmıştır (55.34 vs. 28.87). Ayrıca, in vitro çalışmalar B12 vitamininin T lenfositlerinin sitokin üretimini baskıladığını ve bunun da iltihaplanmayı azaltmadaki etkinliğini açıklayabileceğini öne sürmektedir. Başka bir çalışma, adenosilkobalamin (bir B12 türevi) içeren liposomal hidrojelin cilt geçirgenliğini artırdığını ve farelerde atopik dermatit tedavisinde kobalaminin kendisinden daha faydalı olduğunu göstermiştir. Bu bulgular, kobalaminin gelecekte atopik dermatit tedavisinde umut verici bir seçenek olabileceğini düşündürmektedir.18
SHEA BUTTER, ALLANTOIN, BISABOLOL
A pilot study investigating the efficacy of botanical anti-inflammatory agents in an OTC eczema therapy
Bu araştırma, 18 yaş ve üzerindeki 25 kişide hafif ila orta şiddette egzamanın tedavisinde bitkisel anti-enflamatuar bir nemlendiricinin etkilerini inceledi. Katılımcılar iki hafta boyunca günde üç kez bu nemlendiriciyi kullanırken, oral ilaçlarını ve temizleyicilerini aynı şekilde kullanmaya devam ettiler. İki haftalık kullanım sonrasında tahriş, eritem, deskuamasyon, pürüzlülük, kuruluk, likenifikasyon, kaşıntı ve genel cilt görünümünde anlamlı iyileşmeler (P < 0.001) gözlemlendi. Kaşıntıda %79 azalma ve cilt nemlendirmesinde %44 artış tespit edildi. Nemlendirici, dimetikon, shea yağı, gliserin, B vitamini, sodyum PCA, sodyum hiyalüronat, seramidler, kolesterol, fitosfingozin, allantoin ve bisabolol içeriyordu. Bu bileşenler, hafif ila orta şiddetteki egzama semptomlarını etkili bir şekilde azalttı.19
CALENDULA OFFICINALIS
Anti-Inflammatory Activity of Calendula officinalis L. Flower Extract
Bu makale Calendula officinalis L. çiçek ekstraktının antiinflamatuar aktivitesini tartışmaktadır. Ekstrakt terpenoidler, terpenler, karotenoidler, flavonoidler ve çoklu doymamış yağ asitleri gibi biyoaktif bileşikler içerir. Yatıştırıcı kozmetiklerde yaygın olarak kullanılır ve antiinflamatuar özelliklere sahip olduğu gösterilmiştir. Çalışmada ekstraktın proinflamatuar bir aracı olan nitrik oksit (NO) üretimi üzerindeki etkisi araştırıldı. Sonuçlar ekstraktın hücre canlılığını etkilemeden NO üretimini doza bağlı bir şekilde inhibe ettiğini gösterdi. Bu, aynısefa çiçeği ekstraktının kozmetikte antiinflamatuar bir bileşen olarak potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. Ekstraktın yanıklar, döküntüler ve dermatit gibi cilt rahatsızlıklarının önlenmesinde ve tedavisinde potansiyel uygulamaları vardır.20
OLIVE OIL
Comparing the Therapeutic Effects of Aloe vera and Olive Oil Combination Cream versus Topical Betamethasone for Atopic Dermatitis: A Randomized Double-blind Clinical Trial
Bu randomize klinik araştırma, atopik dermatit (AD) tedavisinde Olivederma (aloe vera ve sızma zeytinyağı kombinasyonu) ve betametazonun terapötik etkilerini karşılaştırdı. Otuz altı AD hastası Olivederma veya betametazon almak üzere rastgele ayrıldı ve 6 hafta boyunca takip edildi. Çalışma, her iki tedavi grubunun da hastalık şiddetinde azalma gösterdiğini, ancak Olivederma'nın betametazona kıyasla daha belirgin bir iyileşme gösterdiğini buldu. AD hastalarının yaşam kalitesi de hem Olivederma hem de betametazon tedavisi sonrasında iyileşti, ancak Olivederma, Dermatoloji Yaşam Kalitesi İndeksi (DLQI) skorunun anlamlı derecede düşük olmasıyla ilişkilendirildi. Ayrıca Olivederma, eozinofil sayısında ve serum IgE düzeyinde azalmaya neden olurken, betametazon eozinofil sayısını artırdı. Çalışma, AD hastalarında hastalık şiddeti, yaşam kalitesi ve eozinofil sayısı açısından Olivederma'nın betametazondan üstün olduğu sonucuna varmıştır.21
Anti-Inflammatory and Restorative Effects of Olives in Topical Application
Bu derleme makalesinde zeytinin topikal uygulamasının antiinflamatuar ve onarıcı etkileri tartışılmaktadır. Yazarlar, zeytinin çeşitli cilt hastalıkları ve yaralarda kullanımını araştıran 17 makaleyi inceledi. Araştırmalar zeytinyağının yara iyileşmesini hızlandırabileceğini, iltihabı azaltabildiğini ve enfeksiyonları önleyebildiğini göstermiştir.
Zeytinyağı doğum sonrası perineal yaralanma ve atopik dermatit tedavisinde kullanılmıştır. Ayrıca ağrının giderilmesini ve iyileşmesini destekleyen antioksidanlar ve antiinflamatuar özellikler içerdiği görülmüştür.22
CENTELLA ASIATICA
Pharmacological Effects of Centella asiatica on Skin Diseases: Evidence and Possible Mechanisms
Gotu kola olarak da bilinen Centella asiatica, sivilce, yanıklar, atopik dermatit ve yaralar gibi çeşitli cilt rahatsızlıkları üzerindeki etkileri nedeniyle incelenmiştir. Centella asiatica'daki asiaticoside ve madecassoside dahil aktif bileşikler, farklı sinyal yolları yoluyla bu cilt hastalıkları üzerinde terapötik etkiler göstermiştir. Centella asiatica'nın bu cilt rahatsızlıkları üzerinde faydalı etkileri olduğu gösterilmiştir. Aknede anti-inflamatuar ve anti-bakteriyel etki gösterir, yanık yaralarında iyileşmeyi teşvik eder ve inflamasyonu azaltır, atopik dermatitte semptomları hafifletir ve inflamasyonu azaltır.23
Centella asiatica and Its Metabolite Asiatic Acid: Wound Healing Effects and Therapeutic Potential
Bu çalışma, Centella asiatica ve aktif metaboliti asiyatik asidin yara iyileştirici etkilerini ve terapötik potansiyelini incelemektedir. Centella asiatica'nın binlerce yıldır geleneksel tıpta çeşitli cilt koşullarını tedavi etmek ve yara iyileşmesini desteklemek için kullanıldığını açıklamaktadır. İnceleme, yara iyileşmesinin hemostaz, inflamasyon, proliferasyon ve yeniden yapılanma içeren karmaşık bir süreç olduğunu belirtmektedir. Centella asiatica ve asiyatik asidin fibroblast proliferasyonunu, kolajen sentezini ve doku yenilenmesini teşvik etme yetenekleriyle, ayrıca anti-enflamatuar ve antimikrobiyal özellikleriyle tanındığı vurgulanmaktadır. Belge, bu etkilerin arkasındaki moleküler mekanizmaları tam olarak anlamak için daha fazla araştırmanın önemini vurgulamakta ve hem akut hem de kronik yaraların tedavisi için gelecekteki potansiyel terapötik uygulamaları önermektedir.24
TRITICUM VULGARE
A Triticum vulgare Extract Exhibits Regenerating Activity During the Wound Healing Process
Belgede detaylandırılan çalışma, Triticum vulgare ekstresinin yara iyileştirici özelliklerini araştırmaktadır. Kronik cilt lezyonları, yaşlanan dünya nüfusu nedeniyle artan bir endişe kaynağıdır ve bu araştırma, cilt onarımına yardımcı olacak invaziv olmayan, doğal ürünleri bulmaya odaklanmaktadır. Çalışma, patentli Triticum vulgare sulu ekstresinin yara iyileşme sürecini hızlandırabileceğini göstermektedir. Ekstrenin, hücre göçünü, fibronektin sentezini, aktin polimerizasyonunu ve hiyaluronan sentaz 2 ekspresyonunu uyardığı belirtilmiştir. Ayrıca, lipid sentezini artırarak epidermal bariyerin restorasyonunu iyileştirmektedir. Genel olarak, Triticum vulgare ekstresi, dermatoloji ve cilt bakımı alanında önemli bir yara iyileştirici ajan olarak potansiyel göstermektedir.25
Triticum vulgare extract exerts an antiinflammatory action in two in vitro models of inflammation in microglial cells
Triticum vulgare ekstresi (TVE), tıp alanında doku onarıcı özellikleriyle geleneksel olarak kullanılan bir üründür. Bu çalışma, TVE'nin anti-enflamatuar rolünü mikroglial hücrelerdeki iki in vitro inflamasyon modeli kullanarak araştırmayı amaçladı. Sonuçlar, TVE'nin hem LPS ile uyarılan BV2 mikroglial hücrelerde hem de primer mikroglial hücrelerde inflamatuar belirteçlerin salınımını ve mikroglia aktivasyonunu azalttığını gösterdi. Ayrıca, TVE, inflamatuar yanıtın aktivasyonu ile ilişkili olan p65 proteinini sitoplazmik olarak yeniden ifade etti. Bu bulgular, TVE'nin potansiyel anti-enflamatuar özelliklere sahip olduğunu ve yanıklar, yatak yaraları, folikülit ve periferik sinir iltihabı gibi durumlarda terapötik bir bileşik olarak kullanılabileceğini önermektedir.26
ARNICA MONTANA
Clinical Trials, Potential Mechanisms, and Adverse Effects of Arnica as an Adjunct Medication for Pain Management
Geleneksel olarak ağrıyı hafifletmek için kullanılan bir bitki olan Arnika, klinik çalışmalarda ağrı yönetimine yönelik umut verici etkiler göstermiştir. Ameliyat sonrası ağrı, artrit, bel ağrısı ve diğer kas-iskelet sistemi ağrıları dahil olmak üzere çeşitli durumlarda incelenmiştir. Arnika özütü veya Arnika özütü içeren jel/krem, ağrının giderilmesinde olumlu sonuçlar göstermiştir. Ancak Arnika'nın etkileri farklı denemelerde değişiklik gösterdi ve etkinliğini doğrulamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Arnikanın ayrıca ağrı giderici etkilerine katkıda bulunabilecek antiinflamatuar, antimikrobiyal, antioksidan ve immünomodülatör özelliklere sahip olduğu da bulunmuştur. Genel olarak Arnica, akut ve kronik ağrı yönetimi için yardımcı bir terapötik yaklaşım olarak düşünülebilir. Ancak potansiyel toksisitesi ve farklı ürünlerdeki değişken konsantrasyon seviyeleri nedeniyle dikkatli olunmalıdır.27
HYPERICUM PERFORATUM
Topical treatment of atopic dermatitis with St. John's wort cream--a randomized, placebo controlled, double blind half-side comparison
Bu çalışma, St. John's wort ekstraktı içeren bir kremin subakut atopik dermatit tedavisindeki etkinliğini inceledi. Toplam 21 hasta, dört hafta boyunca vücutlarının bir tarafına krem veya plasebo alacak şekilde rastgele atandı. Deri lezyonlarının ciddiyeti, değiştirilmiş bir SCORAD indeksi kullanılarak değerlendirildi. Sonuçlar, St. John's wort kreminin ekzematöz lezyonların yoğunluğunu azaltmada plaseboya göre önemli ölçüde daha etkili olduğunu gösterdi. Krem ayrıca antibakteriyel aktivite göstererek Staphylococcus aureus'un ciltte kolonizasyonunu azalttı. Hem krem hem de plasebo iyi tolere edildi ve iyi bir kozmetik kabul edilebilirliğe sahipti. Çalışma, St. John's wort kreminin hafif ila orta dereceli atopik dermatit için etkili bir tedavi olabileceğini, ancak daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu öne sürüyor.28
BAKIR (COPPER GLUCONATE)
Using Copper to Improve the Well-Being of the Skin
Bakır, cilt sağlığında önemli bir rol oynar; dermal fibroblastların çoğalmasını teşvik eder, TGF-β indüksiyonu yoluyla kolajen (tip I, II ve V) ve elastin fiber bileşenlerinin üretimini artırır ve kolajen fibril oluşumu için gerekli olan HSP-47'yi uyarır. Ayrıca, etkin ECM protein çapraz bağlanması için gerekli olan lizil oksidaz (LOX) için bir kofaktör olarak işlev görür ve kolajen ve elastin matrislerinin çapraz bağlanmasını artırarak cilt ECM'sini stabilize eder. Bakır, serbest radikallere karşı koruma sağlayan bir antioksidan enzim olan süperoksit dismutazın bir kofaktörü olarak işlev görür ve membran hasarı ve lipid peroksidasyonu gibi oksidatif etkileri inhibe eder. Ek olarak, cilt ve saç pigmentasyonundan sorumlu olan melanin biyosentezi için gerekli bir enzim olan tirozinazın bir kofaktörüdür. Bakırı güçlü bir şekilde bağlayan Cu-GHK peptidi, kolajen ve elastin sentezini artırır, epidermal bazal kök hücrelerin çoğalmasını ve hayatta kalmasını teşvik eder ve yara iyileşmesini geliştirir. Bakırı metabolize edemeyen Menkes hastalarında azalmış LOX aktivitesi ve kolajen oluşumu görülür, bu da bakırın yara iyileşmesi, anjiyogenez ve cilt ECM'si oluşumu ve stabilizasyonundaki önemini vurgular.29
ALPHA-GLUCAN OLIGOSACCHARIDE
The Effect of Alpha-Glucan Oligosaccharide on Facial Skin Flora
Bu akademik çalışma, bağırsak florasına faydalarıyla bilinen alpha-glukan oligosakkarit (alpha-GOS) maddesinin yüz cilt florası üzerindeki etkilerini incelemiş ve iki haftalık kullanım sonucunda bu maddenin ciltteki mikrobiyal çeşitliliği (Simpson İndeksi) düşük olan bireylerde çeşitliliği artırdığını ortaya koymuştur. Araştırma bulgularına göre alpha-GOS uygulaması, yararlı bir bakteri olan S. epidermidis oranını artırırken, potansiyel olarak zararlı olan S. aureus oranını azaltma eğilimi göstermiş ve akne ile ilişkili C. acnes bakterisini optimal dengeye getirmiştir; sonuç olarak alpha-GOS'un ciltteki bakteri dengesini düzenleyerek sağlıklı bir cilt yapısı sağlayan etkili bir kozmetik bileşen olduğu saptanmıştır.30
LACTIC ACID
Lactic acid as a key factor in restoring vaginal microbiota: physiological and clinical aspects
Bu akademik çalışma, vajinal enfeksiyonların tedavisinde karşılaşılan yüksek nüks oranları ve artan antimikrobiyal direnç sorunsalına karşı, sağlıklı mikrobiyosinozun restorasyonunda laktik asidin terapötik potansiyelini kapsamlı bir literatür analiziyle değerlendirmektedir. Araştırma sonucunda laktik asidin, vajinal ekosistemin fizyolojik pH dengesini koruyan basit bir metabolit olmanın ötesinde; çok yönlü etki mekanizmaları aracılığıyla doğuştan gelen bağışıklık sisteminin aktif bir bileşeni olarak görev yaptığı ortaya konmuştur. Laktik asit, ortamı asitlendirerek patojenlerin büyümesini doğrudan inhibe eden antimikrobiyal etkisinin yanı sıra, viral zarfları destabilize ederek virüsidal bir bariyer oluşturmakta ve pro-inflamatuar sitokin salınımını dengeleyerek lokal immünomodülatör bir kontrol mekanizması işletmektedir. Özellikle bakteriyel vajinoz, viral enfeksiyonlar ve gebelik süreci gibi klinik tablolarda patojen kolonizasyonunu baskılayarak mikrobiyal dengeyi stabilize ettiği saptanan laktik asit hem fertiliteyi destekleyen hem de obstetrik komplikasyon riskini minimize eden, yüksek güvenlik profiline sahip stratejik bir biyokimyasal ajan olarak tanımlanmıştır.31
ANTHEMIS NOBILIS
A Comprehensive Study of Therapeutic Applications of Chamomile
Anthemis nobilis Flower Extract, flavonoidler (özellikle apigenin), seskiterpenler ve uçucu yağ bileşenleri açısından zengin olup kozmetik formülasyonlarda yatıştırıcı ve anti-inflamatuar özellikleri nedeniyle kullanılmaktadır. İn vitro ve in vivo çalışmalar, ekstraktın TNF-α ve IL-6 gibi proinflamatuar sitokinlerin ekspresyonunu baskıladığını ve oksidatif strese bağlı hücresel hasarı azalttığını göstermektedir. Ayrıca antioksidan ve antimikrobiyal aktiviteleri sayesinde cilt bariyerinin korunmasına ve hassas ciltlerde rahatlatıcı etki sağlanmasına katkıda bulunduğu bildirilmektedir.32
ROSMARINUS OFFICINALIS LEAF OIL
Rosmarinus officinalis and Skin: Antioxidant Activity and Possible Therapeutical Role in Cutaneous Diseases
Rosmarinus officinalis (biberiye), fenolik asitler ve diterpenler (özellikle rosmarinik asit, karnosik asit ve karnosol) bakımından zengin fitokimyasal profili sayesinde ciltte oksidatif stres, inflamasyon ve mikrobiyal yükle ilişkili süreçlerde çok yönlü biyolojik etki gösteren bir bitkidir. İn vitro ve in vivo çalışmalar, UV ve kirlilik kaynaklı oksidatif hasarı serbest radikal süpürme yoluyla azalttığını; MMP-1/3/9 ekspresyonunu ve IL-1α, IL-6, TNF-α gibi proinflamatuar mediyatörleri baskılayarak fotoaging, bariyer bozulması ve inflamatuvar yanıtı sınırlandırdığını ortaya koymaktadır. Karnosik asit ve karnosolün MEK/ERK/AP-1 ve NF-κB yolaklarını modüle etmesi, ayrıca ARE/Nrf2 antioksidan savunma sistemini aktive etmesi fotoprotektif ve anti-aging etkilerin moleküler temelini oluşturmaktadır. Bunun yanında biberiye ekstraktı ve uçucu yağları; Staphylococcus aureus, Cutibacterium acnes, Candida türleri ve dermatofitler dahil olmak üzere çeşitli mikroorganizmalara karşı antibakteriyel ve antifungal aktivite sergiler; quorum sensing ve virülans faktörlerini baskılayarak patojenitenin azalmasına katkı sağlar. Bu özellikler, uygun taşıyıcı sistemlerle (ör. nanoenkapsülasyon) biyoyararlanımı artırıldığında, Rosmarinus officinalis’i kozmetik formülasyonlarda antioksidan, fotoprotektif, anti-inflamatuar ve antimikrobiyal amaçlarla bilimsel temelli bir aktif olarak konumlandırmaktadır.33
THYMUS VULGARIS EXTRACT
The effect of Thymus vulgaris essential oil on the formation of Candida albicans biofilm on denture base materials: An in vitro study
Thymus vulgaris (kekik) ekstraktı, başlıca fenolik monoterpenler olan timol ve karvakrol ile flavonoidler ve fenolik asitler bakımından zengin içeriği sayesinde cilt sağlığı açısından belirgin biyolojik aktiviteler sergilemektedir. İncelenen çalışmada, Thymus vulgaris ekstraktının güçlü antimikrobiyal etkisinin özellikle Staphylococcus aureus, Cutibacterium acnes ve Candida albicans gibi ciltle ilişkili patojenler üzerinde hücre zarı bütünlüğünü bozma ve biyofilm oluşumunu baskılama yoluyla ortaya çıktığı gösterilmiştir. Bunun yanı sıra ekstraktın antioksidan kapasitesi, serbest radikalleri süpürerek oksidatif stres kaynaklı hücresel hasarı azaltmakta; anti-inflamatuar etkisi ise proinflamatuar mediyatörlerin baskılanması yoluyla ciltte kızarıklık, irritasyon ve doku hasarının sınırlandırılmasına katkı sağlamaktadır. Bu çok yönlü biyolojik etki profili, Thymus vulgaris ekstraktını özellikle akneye eğilimli, hassas veya mikrobiyal dengenin bozulduğu ciltler için geliştirilen kozmetik ve dermokozmetik formülasyonlarda bilimsel temelli, fonksiyonel bir aktif bileşen olarak öne çıkarmaktadır.34
PRUNUS AVIUM FRUIT EXTRACT
Probing the effects of sweet cherry (Prunus avium L.) extract on 2D and 3D human skin models
Yapılan araştırmada tatlı kiraz (Prunus avium L.) meyve ekstraktının insan epidermisi üzerindeki biyolojik etkilerini 2D keratinosit kültürü ve 3D yeniden oluşturulmuş insan deri modeli kullanarak incelemiştir. Elde edilen sonuçlar, ekstraktın testedilen konsantrasyonlarda sitotoksik olmadığını ve 3D deri modelinde irritasyon oluşturmadığını göstermiştir. Ayrıca tatlı kiraz ekstraktının keratinositlerde hücre canlılığı ile ilişkili ATP seviyelerini koruduğu ve epidermal fonksiyonla ilişkili birçok genin ekspresyonunu düzenlediği belirlenmiştir. Özellikle hücre proliferasyonu (INHBA), hücre adezyonu ve epidermal bariyer fonksiyonu (ITGA1, OCLN, TJP1), lipid metabolizması ve bariyer bütünlüğü (ABCA12, GBA1, SLC27A3) ile ilişkili genlerin yukarı regüle olduğu; buna karşılık proinflamatuvar sitokinler (IL1α, IL1β, IL6, IL8) ile ilişkili genlerin baskılandığı görülmüştür. Bu bulgular, polifenolce zengin tatlı kiraz ekstraktının epidermal bariyer fonksiyonunu destekleyebilen, inflamasyonu azaltabilen ve hücresel canlılığı koruyabilen güvenli bir kozmetik aktif bileşen olabileceğini göstermektedir.35
VINIFERINE SERİSİ
TRANEXAMIC ACID
Mechanism of Action of Topical Tranexamic Acid in the Treatment of Melasma and Sun-Induced Skin Hyperpigmentation
Bu derleme, traneksamik asidin (TXA) melazma ve güneşe bağlı lekelerde nasıl etkili olduğunu net biçimde açıklamaktadır. TXA, ciltte plazmin adı verilen ve UV ışınlarıyla artan bir sistemi baskılayarak, leke oluşumunu tetikleyen prostaglandinler, sitokinler ve melanosit uyarıcı faktörlerin salınımını azaltır. Bu sayede keratinosit–melanosit etkileşimini düzenler ve melanin üretimini dolaylı olarak sınırlar. Çalışmalar, topikal TXA’nın epidermiste biriktiğini, UV’ye bağlı tirozinaz aktivitesini ve melanin sentezini azalttığını, ancak normal pigmentasyonu baskılamadığını göstermektedir. Ayrıca tirozinaz üzerinde hafif bir doğrudan inhibitör etki de bildirilmiştir. Klinik veriler, %2–5 oranında traneksamik asit içeren ürünlerin melazma, güneş lekeleri ve inflamasyon sonrası gelişen hiperpigmentasyonda etkili ve güvenli olduğunu; etkinliğin temel olarak epidermisteki plazmin yolunun baskılanmasına dayandığını ortaya koymaktadır.36
TERMINALIA CHEBULA FRUIT EXTRACT
A standardized Terminalia chebula fruit extract alters the expression of genes associated with skin architecture and barrier formation
Bu çalışma, Terminalia chebula meyve ekstraktının hidrolize tanenlerce zengin içeriği sayesinde cilt üzerinde çok yönlü biyolojik etkiler gösterdiğini ortaya koymaktadır. Standardize TC ekstraktı; oksidatif stres ve UV kaynaklı hasarı azaltmış, MMP’lerin (özellikle MMP-1, -3, -9 ve -12) ekspresyonunu baskılayarak ekstraselüler matriks yıkımını sınırlandırmış ve kollajen ile proteoglikan ekspresyonunu artırmıştır. Ayrıca filaggrin, lorikrin ve aquaporin-9 gibi epidermal bariyer proteinlerini destekleyerek bariyer bütünlüğünü güçlendirmiştir. Gen düzeyindeki analizler, TC’nin yaşlanma, inflamasyon ve çevresel stresle ilişkili olumsuz gen imzalarını tersine çevirdiğini; aynı zamanda ciltle ilişkili bazı patojenlere karşı antimikrobiyal etki sergilediğini göstermektedir. Bu bulgular, Terminalia chebula ekstraktının antioksidan, bariyer destekleyici ve anti-aging özellikleriyle dermokozmetik uygulamalar için güçlü bir aktif bileşen olduğunu desteklemektedir.37
LACTOBACILLUS/PAPAYA FRUIT FERMENT EXTRACT
Potentiality of Papain as an Antiaging Agent in cosmetic formulation
Bu çalışma, papainin kozmetik uygulamalarda anti-aging ve enzimatik eksfoliyan olarak kullanımını kapsamlı biçimde ele almaktadır. Papain; stratum corneum’daki hasarlı ve birikmiş proteinleri kontrollü şekilde hidrolize ederek eksfoliasyonu kolaylaştırmakta, böylece diğer aktif bileşenlerin cilt alt tabakalara penetrasyonunu artırmaktadır. Çalışmalar, papain uygulamasının Tip I kollajen içeriğini desteklediğini, epidermal hidrasyonu ve su tutma kapasitesini artırdığını, yaşlanma ile biriken okside proteinlerin parçalanmasına katkı sağladığını göstermektedir. Ayrıca papainin, anti-inflamatuar ve immünomodülatör etkileri sayesinde cilt yenilenmesini desteklediği, UV kaynaklı hasara karşı koruyucu rol oynayabildiği ve yara iyileşmesi ile doku onarım süreçlerine katkı sunduğu bildirilmektedir. Bu özellikleriyle papain, sentetik kimyasal eksfoliyanlara kıyasla daha nazik, biyouyumlu ve çok yönlü etkiler sunan bir enzim olarak anti-aging kozmesötik formülasyonlarda bilimsel temelli bir aktif bileşen olarak değerlendirilmektedir.38
CARRAGEENAN
Applying Seaweed Compounds in Cosmetics, Cosmeceuticals and Nutricosmetics
Bu derleme, deniz yosunlarından elde edilen bileşenlerin kozmetik ve kozmesötik ürünlerde antimikrobiyal, antioksidan, nemlendirici, cilt aydınlatıcı, UV koruyucu ve anti-aging etkilerini ortaya koymaktadır. Yosun ekstraktlarının, özellikle florotaninler ve terpenoidler sayesinde akneye neden olan bakteriler, Staphylococcus türleri ve Candida üzerinde etkili olduğu, sentetik antimikrobiyallere kıyasla daha düşük yan etki profili sunduğu bildirilmektedir. Florotaninler, fenolik bileşikler, peptitler ve polisakkaritler güçlü antioksidan etki göstererek hem ürün stabilitesini hem de cildin oksidatif strese karşı korunmasını desteklemektedir. Polisakkaritçe zengin alg ekstraktları cilt hidrasyonunu artırmakta, transepidermal su kaybını azaltmakta ve cilt bariyerini güçlendirmektedir. Ayrıca bazı yosun ekstraktlarının tirozinaz inhibisyonu yoluyla melanin sentezini baskıladığı ve cilt aydınlatıcı etki sağladığı belirtilmektedir. UV kaynaklı yaşlanmaya karşı florotaninler, fucoxanthin ve MAAs gibi bileşenlerin MMP aktivitesini baskılayarak kolajen yıkımını azalttığı ve fotoaging belirtilerini önlemeye katkı sunduğu vurgulanmaktadır. 39
GLYCYRRHETINIC ACID
Efficacy of Glycyrrhetinic Acid in the Treatment of Acne Vulgaris Based on Network Pharmacology and Experimental Validation
Bu çalışmada akne vulgarisin patogenezinde Propionibacterium acnes (P. acnes) kaynaklı inflamasyon ve aşırı sebum üretiminin belirleyici rolü vurgulanmış ve glisirizinik asit (Glycyrrhizic Acid, GA)’nin akne tedavisindeki potansiyeli ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bulgular, GA’nın TNF-α, IL-1β ve IL-6 gibi akne lezyonlarında artan temel proinflamatuar sitokinlerin salınımını hem hücre kültürü hem de hayvan modellerinde anlamlı şekilde baskıladığını göstermiştir. Ayrıca GA, sebosit proliferasyonunu ve sebase bez büyümesini azaltarak aknenin temel patolojik bileşenlerinden biri olan sebum fazlalığını kontrol altına almıştır. PLIN2, SREBP-1 ve PPAR-γ gibi lipid sentezi ve birikimiyle ilişkili faktörlerin inhibisyonu, GA’nın komedon oluşumu ve inflamatuar akne lezyonlarının gelişimini sınırladığını ortaya koymuştur. Proteomik analizler, glisirizinik asidin inflamasyon ve lipid metabolizmasını birlikte hedefleyerek akne vulgarisin hem inflamatuar hem de seboreik bileşenleri üzerinde çok yönlü terapötik etki gösterdiğini desteklemektedir.40
VITIS VINIFERA
Vitis vinifera (Vine Grape) as a Valuable Cosmetic Raw Material
Bilimsel çalışmalar, Vitis vinifera (asma) kaynaklı ekstraktların kozmetoloji alanında çok yönlü biyolojik aktivitelere sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Yaprak, kabuk, çekirdek, posa ve sap gibi farklı kısımlardan elde edilen ekstraktlar; anti-aging, UV koruma, antioksidan, anti-inflamatuar, antimikrobiyal ve cilt beyazlatıcı etkiler göstermektedir. Özellikle V. vinifera yaprak ve kabuk ekstraktlarının SIRT1 ve HSP47 ekspresyonunu artırarak UV’ye bağlı hücresel hasarı azalttığı, DNA metilasyonunu modüle ederek cilt yaşlanmasına karşı koruyucu etki sağladığı bildirilmiştir. Kabuk ve posa ekstraktları, yüksek polifenol ve flavonoid içerikleri sayesinde güçlü serbest radikal süpürücü aktivite göstermiş; bazı formülasyonlarda SPF ≈ 18 düzeyinde fotoprotektif etki sağladığı ve kozmetik emülsiyonlarda stabilite gösterdiği rapor edilmiştir. Ayrıca V. vinifera ekstraktlarının NF-κB ve IL-8 yolaklarını inhibe ederek anti-inflamatuar etki gösterdiği, tirozinaz inhibisyonu yoluyla cilt tonunu açıcı potansiyel taşıdığı ve Gram-pozitif bakterilere karşı belirgin antimikrobiyal aktivite sergilediği ortaya konmuştur.41
PATENTLİ VİNİFERİNE
Effects of ε-Viniferin and ε-Viniferin-Enriched Extract from Vitis labruscana B. ‘Campbell Early’ Cell Cultures on Wound Healing and Epidermal Barrier Restoration in Human Skin Cells
Bu çalışmada ε-Viniferin’in cilt yenilenmesi ve onarımı üzerindeki etkileri net ve nicel verilerle ortaya konmuştur. ε-Viniferin, insan dermal fibroblastlarında fibroblast göçünü anlamlı düzeyde artırarak yara kapanmasını hızlandırmış ve re-epitelizasyon sürecini desteklemiştir. En güçlü bulgulardan biri, ε-Viniferin’in pro-kolajen tip I (COL1A1) sentezini kontrol grubuna kıyasla %212,34 oranında artırması olup, bu etkinin kolajen sentezinde referans kabul edilen TGF-β1’in etkisini dahi aştığı gösterilmiştir. Bununla birlikte ε-Viniferin, kolajen yıkımında kritik rol oynayan MMP-1 ve MMP-3 ekspresyonunu belirgin biçimde baskılamış, bu inhibisyonun retinoik asitten daha güçlü olduğu rapor edilmiştir. Ayrıca epidermal bariyerin temel yapı taşlarından biri olan filaggrin protein düzeyini anlamlı şekilde artırarak bariyer fonksiyonunu güçlendirdiği gösterilmiştir. Bu sonuçlar, ε-Viniferin’in kolajen sentezini artıran, kolajen yıkımını azaltan ve epidermal bariyeri güçlendiren çok yönlü etkileriyle, özellikle anti-aging, cilt onarıcı ve rejeneratif kozmetik ürünler için bilimsel olarak güçlü ve değerli bir aktif bileşen olduğunu ortaya koymaktadır.42
HELIOVITA GÜNEŞ SERİSİ
TARCHONANTHUS CAMPHORATUS OIL
Unveiling the potential of Tarchonanthus camphoratus L.: An exploration of its chemical composition, antioxidant properties, antimicrobial effect, computational docking for anti-MRSA effects, and visualization studies
Bu çalışma, T. camphoratus uçucu yağının kozmetik açıdan önemli biyolojik etkilerini ortaya koymaktadır. Uçucu yağın, özellikle antimikrobiyal aktivitesinin konsantrasyona bağlı olarak arttığı ve MRSA’ya karşı antibiyotik kontrolünü aşan bir etki göstermesi, akneye eğilimli ve problemli ciltler için güçlü bir destekleyici potansiyel taşıdığını göstermektedir. E. coli ve P. aeruginosa üzerinde orta düzeyde, C. albicans üzerinde ise belirgin bir antifungal etki göstermesi, yağın cilt mikrobiyotasının dengelenmesine katkı sağlayabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca %45,56 oranında ölçülen antioksidan aktivite, serbest radikallerin neden olduğu oksidatif stresi azaltarak erken cilt yaşlanmasına karşı koruyucu bir rol üstlenebileceğini göstermektedir. Bu biyolojik özellikler birlikte değerlendirildiğinde, T. camphoratus uçucu yağı; akne karşıtı, arındırıcı, dengeleyici ve yaşlanma karşıtı kozmetik formülasyonlarda doğal ve fonksiyonel bir aktif bileşen olarak öne çıkmaktadır.43
MELIA AZADIRACHTA SEED OIL
Medicinal and Cosmetic Potential of Neem (Azadiracta Indica) Seed Oil: A Review
Azadirachta indica (Neem) tohum yağından elde edilen limonoidler, kozmetik ve kozmesötik uygulamalar açısından yüksek biyolojik aktiviteye sahip doğal bileşenlerdir. Neem meyve ve tohumlarında bulunan triterpenoidler arasında azadirachtinler ticari olarak en yaygın kullanılan bileşikler olmakla birlikte, salanin, nimbin ve özellikle nimbidin gibi diğer limonoidlerin de dermatolojik açıdan önemli etkilere sahip olduğu gösterilmiştir. Nimbidin; egzama, seboreik dermatit, uyuz ve furonküloz gibi çeşitli cilt hastalıklarının tedavisinde etkinlik göstermektedir. Soğuk pres neem tohumu yağından elde edilen ve en az %50 toplam limonoid ile yaklaşık 1000 ppm azadirachtin içerecek şekilde standardize edilen neem yağı ekstraktları; antibakteriyel, antifungal, antiparaziter, böcek kovucu ve anti-pedikulosis özellikleri nedeniyle cilt ve saç bakım ürünlerinde (kremler, losyonlar, şampuanlar, sabunlar ve temizleyiciler) yaygın kullanım potansiyeline sahiptir. Yapılan çalışmalar, neem yağı içeren şampuanların baş bitine karşı yüksek etkinlik gösterdiğini, neem tohumu yağının antimikrobiyal formülasyonlarda adjuvan olarak kullanılabildiğini ve neem yağı bazlı krem ve sabunların fizikokimyasal açıdan stabil ve cilt için uygun özellikler sergilediğini ortaya koymuştur.44
ZINC OXIDE
Biocompatibility of designed MicNo-ZnO particles: Cytotoxicity, genotoxicity and phototoxicity in human skin keratinocyte cells
Bu çalışmada, nano birincil ZnO partiküllerinden oluşan ancak mikron boyutlu davranış sergileyen MicNo-ZnO parçacıklarının biyouyumluluğu, ZnO nanopartikülleri ile karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. İnsan epidermal keratinositleri (HaCaT) üzerinde yapılan in vitro testler, MicNo-ZnO’nun sitotoksisite, genotoksisite ve UVA altında fotogenotoksisite açısından belirgin şekilde daha güvenli olduğunu göstermiştir. MicNo-ZnO için IC₅₀ değerlerinin 40–50 µg/mL aralığında olması, ZnO nanopartiküllerinin ise daha düşük konsantrasyonlarda toksisite göstermesi, farkın parçacık boyutu ve hücre içine penetrasyon kapasitesinden kaynaklandığını düşündürmektedir. Yüksek UV koruma etkinliği ve görünür ışıkta şeffaflığı korurken daha düşük biyolojik risk sunması nedeniyle MicNo-ZnO, güneş koruyucu kozmetiklerde güvenli bir inorganik UV filtresi alternatifi olarak öne çıkmaktadır.45
Antimicrobial activity of designed undoped and doped MicNo-ZnO particles
Bu çalışmada, ZnO parçacıklarının boyut, şekil ve gümüş (Ag) katkılama gibi yapısal özelliklerinin antimikrobiyal etkinlik üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir. ZnO’nun reaktif oksijen türleri üretimi, Zn²⁺ iyon salımı ve hücre yüzeyine adsorpsiyon yoluyla geniş spektrumlu antimikrobiyal etki gösterdiği; partikül boyutu küçüldükçe etkinliğin arttığı ortaya konmuştur. Ancak nano boyutun toksisite riskine karşı, nano birincil partiküllerden oluşan mikron boyutlu MicNo-ZnO yapılarının daha düşük sitotoksisiteyle etkili antimikrobiyal aktivite sunduğu gösterilmiştir. Ag katkılama ise ZnO’nun antimikrobiyal performansını güçlendirmiştir. Bulgular, ZnO’nun kozmetik ve kişisel bakım ürünlerinde şekil ve boyut mühendisliğiyle optimize edilebilen güvenilir bir inorganik antimikrobiyal ajan olduğunu göstermektedir.46
SIMMONDSIA CHINENSIS
Topical application of jojoba (Simmondsia chinensis L.) wax enhances the synthesis of pro-collagen III and hyaluronic acid and reduces inflammation in the ex-vivo human skin organ culture model
Bu çalışma, jojoba mumunun anti-inflamatuvar ve cilt yenileyici kozmetik etkilerini ex vivo insan deri modeliyle ortaya koymuştur. Topikal jojoba uygulaması, IL-6, IL-8 ve TNF-α gibi pro-inflamatuvar sitokinlerin salınımını yaklaşık %30 azaltmış; uygun bir emülsiyon formu ile bu etki iki katına çıkarak kortikosteroid kontrolle karşılaştırılabilir düzeye ulaşmıştır. Aynı zamanda jojoba, pro-kolajen III sentezini ve kolajen gen ekspresyonunu yaklaşık 2 kat artırmış, TGF-β3 ve hiyalüronik asit düzeylerini yükselterek ekstraselüler matriks yenilenmesini desteklemiştir. Doku canlılığı ve histolojik analizler, tüm uygulamaların güvenli olduğunu göstermiştir. Bulgular, jojoba mumunun yatıştırıcı, anti-aging ve cilt bariyerini destekleyici özelliklere sahip güçlü bir aktif kozmetik bileşen olduğunu ortaya koymaktadır.47
AĞIZ BAKIM SERİSİ
VITIS VINIFERA SEED EXTRACT
Prevention of dental caries by grape seed extract supplementation: A systematic review
Bu çalışma, üzüm çekirdeği ekstraktının (Grape Seed Extract, GSE) diş çürüklerini önlemedeki potansiyel etkilerini inceleyen bir sistematik derlemedir. Proantosiyanidinler açısından zengin olan GSE’nin, özellikle Streptococcus mutans gibi çürükle ilişkili bakterilere karşı antibakteriyel etki gösterdiği ve biyofilm oluşumunu azaltabildiği belirtilmiştir. Ayrıca GSE’nin diş dokusunda remineralizasyonu destekleyerek mineral kaybını azaltabileceği ve dentindeki kollajen yapıyı güçlendirerek dentin bozulmasını ve çürük oluşumunu sınırlayabileceği rapor edilmiştir. İncelenen 20 çalışmanın genel bulguları, GSE’nin antibakteriyel, remineralizasyonu destekleyici ve dentin koruyucu özellikleri nedeniyle diş çürüğünü önlemeye yönelik umut verici bir doğal ajan olabileceğini göstermektedir. 48
Grapeseed Extract and its Role in Maintaining Oral Health: A Literature Review
Journal of Clinical and Diagnostic Research dergisinde yayımlanan derleme, üzüm çekirdeği ekstraktının (GSE) ağız sağlığını destekleyici etkilerini değerlendirmektedir. Yüksek proantosiyanidin (PA) içeriği sayesinde GSE’nin antibakteriyel, antioksidan ve anti-inflamatuar özellikler gösterdiği; kollajen stabilitesini artırarak diş dokularının yeniden mineralizasyonunu destekleyebileceği belirtilmektedir. Araştırmalar, GSE’nin çeşitli oral patojenlere karşı etkili olduğunu, periodontal dokuların korunmasına katkı sağlayabileceğini ve periodontal hastalıkların önlenmesi veya tedavisine yardımcı olabileceğini göstermektedir. Ayrıca ekstraktın antifungal ve antiviral özellikleri, oral candida enfeksiyonları ve bazı viral enfeksiyonlara karşı koruyucu potansiyel taşıdığını ortaya koymaktadır. Bu bulgular, GSE’nin çürük ve periodontal hastalıkların önlenmesine yönelik doğal bir destekleyici bileşen olabileceğini göstermektedir. 49
Effect of grape seeds versus tooth brushing and dental flossing on plaque accumulation in high caries risk participants
Yüksek çürük riski taşıyan bireylerde üzüm çekirdeği ekstraktı (GSE) içeren ağız gargarasının plak birikimi üzerindeki etkisini değerlendirmek amacıyla yapılan bu çalışmada 66 öğrenci üç gruba ayrılarak bir yıl boyunca farklı önleyici protokoller uygulanmıştır. Başlangıçta gruplar arasında plak skorları açısından anlamlı bir fark bulunmazken, bir yıl sonunda GSE ağız gargarası kullanılan grupta kontrol grubuna kıyasla plak skorlarında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gözlenmiştir. Bu etkinin, GSE’nin içerdiği fenolik bileşikler, özellikle kateşinler ve proantosiyanidinlerin antibakteriyel özellikleri sayesinde mikroorganizmaların diş yüzeyine tutunmasını ve biyofilm oluşumunu azaltmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bulgular, GSE içeren ağız gargaralarının plak kontrolü ve çürük önlenmesinde klorheksidin ve florür gibi sentetik ajanlara doğal bir alternatif olabileceğini ve özellikle yüksek çürük riski taşıyan bireylerde etkili bir önleyici yaklaşım sunabileceğini göstermektedir. 50
ARGININE
Potential Uses of Arginine in Dentistry
Arginin metabolizması, ağız mikrobiyomunun dengesini korumada ve diş çürüklerinin önlenmesinde önemli bir rol oynar. Ağız biyofilmlerinde karbonhidratları metabolize eden bakteriler asit üretir ve bu durum pH’ın düşmesine, ardından diş minesinin demineralizasyonuna yol açarak çürük oluşumunu tetikler. Arginin ise tükürükte bulunan bir amino asit olup bazı oral bakteriler tarafından arginin deiminaz sistemi (ADS) aracılığıyla metabolize edilir. Bu süreçte oluşan amonyak, asidik ortamı nötralize ederek pH’ın yükselmesine ve daha dengeli bir mikrobiyal ortamın oluşmasına katkı sağlar.
Araştırmalar, argininin biyofilm içindeki mikrobiyal dengeyi çürük oluşturma potansiyeli düşük bakteriler lehine değiştirebildiğini ve asit üretimini baskılayabildiğini göstermektedir. Ayrıca arginin içeren ağız bakım ürünleri, arginin takviyeleri ve yüksek ADS aktivitesine sahip probiyotik suşların kullanımı gibi yaklaşımların diş çürüğü riskini azaltabileceği öne sürülmektedir. Bunun yanı sıra dental plakta ADS aktivitesinin ölçülmesi, bireylerin çürük riskinin değerlendirilmesi için potansiyel bir biyobelirteç olarak değerlendirilmektedir. Bu bulgular, arginin metabolizmasının ağız sağlığını destekleyen ve çürük gelişimini sınırlayabilen biyolojik bir mekanizma olduğunu göstermektedir.51
PSIDIUM GUAJAVA LEAF EXTRACT
Antibacterial Effect of Guava Leaves Extract Mouthwash Versus Chlorhexidine Mouthwash in High Caries Risk Patients: A Randomized Clinical Trial
Guava yaprağı ekstresi ve klorheksidin, diş çürüğüne neden olan Streptococcus mutans gibi bakterilere karşı antibakteriyel etkileri sayesinde ağız sağlığında önemli rol oynar. Klorheksidin, katyonik yapısı sayesinde bakterilerin hücre duvarını bozarak ve hücre içi proteinleri çökelterek güçlü antimikrobiyal etki gösteren ve uzun süredir “altın standart” kabul edilen bir ajandır. Guava yaprağı ekstresi ise içerdiği flavonoidler (guaijeverin, kuersetin), tanenler ve polifenoller sayesinde bakteriyel hücre duvarına bağlanarak bakteri büyümesini engeller ve protein sentezini bozarak antibakteriyel etki oluşturur. Çalışmalar, guava yaprağı ekstresinin S. mutans üzerindeki inhibitör etkisinin klorheksidine yakın olabileceğini göstermektedir.
Yan etkiler açısından değerlendirildiğinde, klorheksidinin uzun süreli kullanımının dişlerde renklenme, tat değişikliği ve ağız kuruluğu gibi istenmeyen etkiler oluşturabildiği bildirilmiştir. Buna karşılık guava yaprağı ekstresi daha doğal bir alternatif olarak bu tür yan etkilere yol açmaz ve kullanıcılar tarafından daha hoş tatlı ve tolere edilebilir bir ağız bakım seçeneği olarak değerlendirilmektedir.52
Antibacterial and Antiadhesion Effects of Psidium guajava Fractions on a Multispecies Biofilm Associated with Periodontitis
Periodontal hastalık, ağız ekosistemindeki dengesizliklerden kaynaklanır ve bu nedenle plak kontrolü, bu tür hastalıkların önlenmesinde kritik bir rol oynar. Doğal ürünlerle periodontal hastalığa neden olan mikroorganizmaların kontrolü üzerine yapılan çalışmalar sınırlıdır. Bu çalışmada, guava (P. guajava) yaprağı ekstraktlarının antibakteriyel ve anti-yapışma aktiviteleri incelenmiştir. Özellikle, metanol ve diklorometan fraksiyonları, S. gordonii ve P. gingivalis gibi periodontal patojenlere karşı etkili bulunmuştur.
Guava yaprağı ekstraktları, yüksek flavonoid ve polifenol içeriği sayesinde bakterilerin biyofilm oluşturma yeteneğini engelleyebilir. Bu flavonoidlerden biri olan naringenin, quorum sensing adı verilen bakteri iletişim mekanizmasını bozarak biyofilm oluşumunu inhibe eder. Quorum sensing mekanizmasının inhibe edilmesi, bakterilerin ürettikleri dış hücre maddelerinin (EPS) oluşumunu da engelleyerek biyofilm oluşumunu durdurur. Bu sayede, bakterilerin diş yüzeyine yapışması ve hastalık yapıcı etkileri azalır. Özellikle metanol fraksiyonu, bu antibakteriyel etkiyi S. gordonii üzerinde göstererek biyofilm yapışmasında belirgin bir azalma sağlamıştır.53
Psidium guajava: A review on its potential as an adjunct in treating periodontal disease
Psidium guajava (guava), anti-inflamatuar, antimikrobiyal ve antioksidan özellikleri sayesinde periodontal hastalıkların yönetiminde potansiyel bir yardımcı ajan olarak değerlendirilmektedir. Periodontal hastalıklar büyük ölçüde bakteriyel plak birikimiyle ilişkili olup gingivitis ve periodontitis gibi klinik tablolara yol açar. Guava yapraklarında bulunan flavonoidler, özellikle kuersetin ve guaijeverin, periodontal patojenlere karşı belirgin antibakteriyel aktivite göstererek plak oluşumunun kontrolüne katkı sağlayabilir. Ayrıca bu bileşiklerin anti-inflamatuar ve antioksidan etkileri, periodontal dokulardaki inflamasyonu azaltarak tedavi sonuçlarını destekleyebilir. Geleneksel ağız hijyeni uygulamalarında da kullanılmış olması, guavanın modern periodontal tedavilerde doğal ve güvenli bir destekleyici ajan olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir.54
GLYCYRRHIZA GLABRA ROOT EXTRACT
Therapeutic benefits of liquorice in dentistry
Bu makale, meyan kökünün diş hekimliğindeki terapötik faydalarını ele almaktadır. Meyan kökü, yüzyıllardır geleneksel tıpta kullanılmakta olup, antiviral, anti-inflamatuar, antioksidan ve anti-kanserojen özellikler gösteren bioaktif bileşikler içermektedir. Araştırmalar, meyan kökü özlerinin diş çürüğü, periodontitis, gingivit, kandidiyaz, aftöz ülserler ve ağız kanseri gibi çeşitli ağız hastalıklarını etkili bir şekilde önleyip tedavi edebileceğini göstermektedir.
Klinik çalışmalar, meyan kökünün etkinliğini doğrulamakta ve ağrı kesici ve kemik sağlığı üzerindeki potansiyel uygulamalarını ortaya koymaktadır. Özellikle izoliquiritigenin ve licochalcone A gibi bileşenler, kanser tedavisinde umut verici etkiler göstermektedir. Ayrıca, meyan kökünün endodontide, kök kanal irrigasyonu olarak kullanımı konusunda da olumlu sonuçlar elde edilmiştir.55
The Power of Licorice (Radix glycyrrhizae) to Improve Oral Health: A Comprehensive Review of Its Pharmacological Properties and Clinical Implications
Meyan kökü (Glycyrrhiza glabra), içerdiği triterpenoidler ve flavonoidler sayesinde ağız sağlığı üzerinde çeşitli biyolojik etkiler gösteren doğal bir bitkidir. Başlıca bileşeni glycyrrhizin, antiviral, anti-inflamatuar ve immünmodülatör özelliklere sahipken; glabridin ve isoliquiritigenin gibi diğer bileşenler güçlü antioksidan ve analjezik etkiler sergiler. Bu bileşikler sayesinde meyan kökünün diş çürüğü ve periodontal hastalıklara karşı koruyucu etkileri olduğu gösterilmiştir. Özellikle glycyrrhizin, çürük oluşumunda rol oynayan glikoziltransferaz enzimini inhibe ederek biyofilm ve plak oluşumunu azaltabilir. Ayrıca Candida albicans gibi mantarlara karşı antifungal etki gösterebilir, aft ülserlerinde ağrı ve iyileşme süresini azaltabilir ve ağız kuruluğu olan bireylerde tükürük üretimini artırarak semptomların hafiflemesine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte, meyan kökünün uzun süreli ve yüksek dozda kullanımı hipertansiyon, hipokalemi ve ödem gibi yan etkilere yol açabileceğinden özellikle hipertansiyon veya böbrek hastalığı olan bireylerde dikkatli kullanılmalı, hamile ve emziren kadınlarda ise önerilmemektedir.56
Licorice as a herbal extract in periodontal therapy
Meyan kökü (Glycyrrhiza glabra), özellikle glisirretin asidi (GA) içeriği sayesinde ağız sağlığını destekleyen biyolojik etkilere sahiptir. İçeriğindeki flavonoidler, izoprenoid fenoller ve saponinler antimikrobiyal ve anti-inflamatuar özellik göstererek Porphyromonas gingivalis ve Aggregatibacter actinomycetemcomitans gibi periodontal patojenlerin büyümesini baskılayabilir. Ayrıca GA’nın proinflamatuar medyatörlerin üretimini azaltarak inflamasyonu modüle ettiği ve RANKL aktivitesini düşürerek osteoklast oluşumunu inhibe ettiği, böylece periodontal hastalıkla ilişkili kemik kaybını sınırlandırmaya yardımcı olabileceği belirtilmektedir.57
CARICA PAPAYA LEAF EXTRACT
Carica Papaya Mouthwash for Reducing Dental Plaque
Carica papaya, tropikal bölgelerde yetişen ve geleneksel tıpta kullanılan bir bitkidir. Papaya tohumları saponin, tanen, alkaloid ve flavonoidler gibi bileşenler içerir ve bu maddeler antibakteriyel ve anti-inflamatuar etki gösterebilir. Klinik çalışmalar, papaya yaprağı veya tohumu ekstraktı içeren ağız gargaralarının diş eti kanamasını, inflamasyonu ve plak birikimini azaltabildiğini göstermiştir. Ayrıca papaya tohumu ekstraktının ölçekleme ile birlikte kullanıldığında gingivitis, periodontitis ve ağız kokusunun kontrolünde faydalı olabileceği bildirilmiştir. Bazı çalışmalarda %2.5 papaya yaprağı ekstraktının plak ve gingival indeks üzerindeki etkisinin %0.2 klorheksidine benzer olduğu rapor edilmiştir. Bu bulgular, Carica papaya ekstraktlarının ağız bakımında doğal bir alternatif olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir.58
Therapeutic application of Carica papaya leaf extract in the management of human diseases
Papaya yaprağı ekstresi (PLE), içerdiği zengin fitokimyasallar, mineraller ve vitaminler sayesinde çeşitli hastalıkların yönetiminde terapötik potansiyele sahiptir. PLE’nin etkileri; DNA topoizomeraz I/II aktivitesinin baskılanması, sinyal yollarının değiştirilmesi ve gen ekspresyonunun modülasyonu gibi moleküler mekanizmalarla ilişkilidir. Ayrıca Bcl-2 ve Bcl-XL seviyelerini azaltıp Bax, Bak ve caspase-3 aktivitesini artırarak apoptozu desteklediği, bağışıklık yanıtını düzenleyerek bazı sitokinlerin üretimini etkilediği bildirilmektedir. Bunun yanında PLE’nin dengue hastalarında trombosit sayısını artırma, diyabette glukoz seviyelerini düşürme ve antibakteriyel etki gösterme gibi çeşitli biyolojik aktiviteleri de rapor edilmiştir. Bu özellikler, papaya yaprağı ekstraktının geniş bir terapötik kullanım potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.59
Effect of Papaya Extract (Carica papaya L.) On Color Changes of Dental Elements Due to Coffee Extrinsic Stain: An Experimental Laboratory Study
Carica papaya meyve özütünün akrilik reçineden yapılmış diş protezlerinde oluşan kahve kaynaklı dışsal lekeler üzerindeki etkisini inceleyen bu çalışmada, papaya özütü uygulaması sonrasında renk değişiminde istatistiksel olarak anlamlı bir azalma gözlenmiştir (p=0.048). En belirgin renk açılması %60 papaya özütü konsantrasyonunda elde edilmiştir. Bu etkinin, papayada bulunan papain ve kimopapain gibi proteolitik enzimlerin plak içindeki proteinleri parçalayarak yüzeydeki lekelerin azalmasına ve ışık yansımasının artmasına katkı sağlamasından kaynaklanabileceği belirtilmiştir. Bulgular, papaya meyve özütünün kahve lekeleriyle kirlenmiş diş protezlerinin rengini açmada etkili olabileceğini göstermektedir.60
CALENDULA OFFICINALIS FLOWER EXTRACT
Exploring the therapeutic potential of medicinal plants and their active principles in dental care: A comprehensive review
Calendula officinalis (aynısefa), ağız sağlığında anti-plak, anti-gingivit ve antimikrobiyal etkileriyle dikkat çeken bir bitkidir. Randomize bir çalışmada, aynısefa içeren ağız gargarasının diş taşı temizliği ile birlikte kullanıldığında plak birikimini ve diş eti iltihabını azalttığı gösterilmiştir. Farklı konsantrasyonlardaki aynısefa ekstraktlarının periodontal patojenlere karşı etkili olduğu ve gingivitis ile periodontitisli hastalarda mikroorganizma sayısını azaltabildiği bildirilmiştir. Ayrıca aynısefa uçucu yağının oral kandidiyazise karşı antifungal etki gösterdiği ve nistatinle benzer sonuçlar sağlayabildiği belirtilmiştir. Bunun yanında, baş-boyun kanseri hastalarında radyoterapiye bağlı gelişen orofaringeal mukozitin önlenmesine yardımcı olabileceği ve antioksidan özellikleriyle mukoza dokusunu koruyabileceği rapor edilmiştir.61
HYPERICUM PERFORATUM OIL
The Antimicrobial and Anti-Biofilm Effects of Hypericum perforatum Oil on Common Pathogens of Periodontitis: An In Vitro Study
H. perforatum yağı, çeşitli bakterilerde biyofilm oluşumunu engelleyici etkiler göstermiştir. Bu bakteriler arasında S. aureus, S. mutans, E. coli, E. faecalis ve P. gingivalis yer almakta olup, sırasıyla 512, 512, 256, 512 ve 256 µg/mL konsantrasyonlarında etkili bulunmuştur. 2015 yılında Süntar ve arkadaşları tarafından yapılan bir araştırma, bu bitkinin ekstrelerinin antimikrobiyal özelliklerini vurgulamış ve Streptococcus sobrinus ve Lactobacillus plantarum üzerinde güçlü, S. mutans ve E. faecalis üzerinde ise orta düzeyde antibakteriyel etki gösterdiğini ortaya koymuştur; bu etkiler sırasıyla 32 µg/mL ve 16 µg/mL konsantrasyonlarında gözlenmiştir. Ayrıca, S. mutans ve E. faecalis’e karşı biyofilm oluşumunu 20,08 µg·mL−1 konsantrasyonunda engelleyici aktivite sergilemiştir, bu da doğal bir antibakteriyel ajan olarak ağız sağlığı ürünlerinde kullanılma potansiyeline işaret etmektedir. Çalışmada, H. perforatum yağının S. mutans ve E. faecalis için minimum inhibe edici konsantrasyonu da bildirilmiştir.62
Hypericum perforatum: Traditional uses, clinical trials, and drug interactions
Hypericum perforatum (sarı kantaron), özellikle hiperisin ve hiperforin gibi aktif bileşenleri sayesinde çeşitli biyolojik aktivitelere sahip tıbbi bir bitkidir. Hiperisin’in Candida albicans ve Trichophyton rubrum gibi patojenlere karşı antifungal etkiler gösterdiği ve çeşitli mantar ile maya türlerine karşı antimikrobiyal aktivite sergilediği bildirilmiştir. Ayrıca hiperisin ve hiperforinin sıtma ve leishmaniasis gibi paraziter hastalıklara karşı antiparazitik etkileri olduğu rapor edilmiştir. Bunun yanında hiperisin, herpes simpleks, influenza A ve HIV gibi bazı virüslerde viral proteazları inhibe ederek antiviral etki gösterebilmektedir. Bu özellikler, Hypericum perforatum’un geniş spektrumlu antimikrobiyal ve terapötik potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.63
CINNAMOMUM ZEYLANICUM BARK OIL
Effects of Cinnamon (Cinnamomum spp.) in Dentistry: A Review
Tarçın esansiyel yağı ve ekstraktlarının ağız sağlığı üzerindeki etkilerini değerlendiren çalışmalar, bu bileşiklerin antimikrobiyal ve anti-inflamatuvar özelliklere sahip olduğunu göstermektedir. Tarçın esansiyel yağının Candida türlerine karşı güçlü, diş çürüğü ile ilişkili bakterilere karşı ise orta düzeyde antimikrobiyal etki gösterdiği bildirilmiştir. Ayrıca endodontik patojenlere karşı güçlü etkisi nedeniyle bazı durumlarda sodyum hipoklorite alternatif geçici bir tedavi ajanı olarak değerlendirilebileceği belirtilmektedir.
Tarçın yağı ve ekstraktları, klorheksidin gibi geleneksel ağız gargaralarına doğal bir alternatif olarak potansiyel taşımakla birlikte bu konuda daha fazla klinik çalışmaya ihtiyaç vardır. İn vitro çalışmalar, bu bileşiklerin plak kontrolü, gingivit ve ağız kokusunun azaltılması üzerinde olumlu etkiler gösterebileceğini ortaya koymuştur. Özellikle sinnamaldehit ve eugenol gibi bileşenlerin çürük ve periodontal patojenlere karşı etkili olduğu, bu nedenle cinnamaldehit ve eugenol açısından zengin Cinnamomum zeylanicum türünün tercih edilmesinin daha uygun olabileceği belirtilmektedir.64
Herbal Dentistry- A Narrative Review
Mentha piperita (Nane yağı): Mentha piperita yapraklarından elde edilen bu yağ başlıca mentol ve menton içerir ve analjezik özelliği nedeniyle diş macunu ve pastillerde yaygın olarak kullanılır. İn vitro çalışmalar, nane yağının S. mutans glikoziltransferazlarını inhibe ederek biyofilm oluşumunu azaltabileceğini göstermektedir.
Cinnamomum zeylanicum (Tarçın): İçeriğinde sinnamaldehit, eugenol, fenoller ve linalool gibi çok sayıda biyoaktif bileşen bulunur. Tarçın içeren ağız gargarası ve sprey uygulamalarının Candida türlerinde belirgin azalma sağladığı bildirilmiştir.
Commiphora molmol (Mür): Uçucu yağ, reçine ve sakızdan oluşan mür, uzun süredir iltihabi hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. Klinik çalışmalar, mür içeren ağız gargaralarının plak birikimi ve gingiviti azaltabildiğini göstermiştir. Ayrıca fibroblast proliferasyonunu ve kollajen üretimini destekleyerek aftöz ülserlerin iyileşmesine katkı sağlayabilir.
Punica granatum (Nar): Nar ekstraktı antosiyaninler, ellagik asit, gallik asit, kateşin ve kuersetin gibi antioksidan bileşikler içerir. Tanenlerin S. mutans enzimlerini inhibe ederek antibakteriyel etki gösterdiği ve %10 nar jelinin aftöz stomatit ağrısını azaltıp iyileşme süresini kısaltabildiği bildirilmiştir.
Thymus vulgaris (Kekik yağı): Başlıca timol ve karvakrol içeren kekik yağı güçlü antimikrobiyal özellik gösterir. S. mutans, C. albicans, Enterococcus faecalis ve Pseudomonas aeruginosa gibi patojenlere karşı etkili olduğu için diş materyalleri ve verniklerde kullanılabilmekte ve mikroorganizma sayısını önemli ölçüde azaltabilmektedir.65
MORUS NIGRA FRUIT EXTRACT
The effects of morus nigra on the alveolar bone loss in experimentally-induced periodontitis
Deneysel periodontitis modelinde yapılan bu çalışmada, Morus nigra (dut) uygulamasının periodontal dokular ve alveolar kemik kaybı üzerindeki etkileri incelenmiştir. Morus nigra uygulanan grupta (MN+PER), periodontal dokuların yıkımında rol oynayan MMP-8 ve MMP-13 enzim seviyelerinde anlamlı bir azalma gözlenmiştir. Ayrıca bu grupta alveolar kemik rezorpsiyonunun azaldığı ve kemik metabolizmasını düzenleyen RANKL ve OPG düzeyleri arasında daha dengeli bir ilişki oluştuğu belirlenmiştir. Morus nigra’nın anti-inflamatuar ve analjezik özelliklerinin, doku yıkımını azaltarak periodontal iyileşmeye katkı sağladığı düşünülmektedir. Bulgular, Morus nigra’nın periodontal hastalıklarda destekleyici bir tedavi ajanı olabileceğini göstermektedir.66
KAYNAKLAR
1. Martins AM, Gomes AL, Vilas Boas I, Marto J, Ribeiro HM. Cannabis-Based Products for the Treatment of Skin Inflammatory Diseases: A Timely Review. Pharmaceuticals (Basel). 2022 Feb 9;15(2):210. doi: 10.3390/ph15020210. Erratum in: Pharmaceuticals (Basel). 2022 Jul 11;15(7):849. doi: 10.3390/ph15070849. PMID: 35215320; PMCID: PMC8878527.
2. Sangiovanni E, Fumagalli M, Pacchetti B, Piazza S, Magnavacca A, Khalilpour S, Melzi G, Martinelli G, Dell'Agli M. Cannabis sativa L. extract and cannabidiol inhibit in vitro mediators of skin inflammation and wound injury. Phytother Res. 2019 Aug;33(8):2083-2093. doi: 10.1002/ptr.6400. Epub 2019 Jun 27. PMID: 31250491.
3. Sethi A, Kaur T, Malhotra SK, Gambhir ML. Moisturizers: The Slippery Road. Indian J Dermatol. 2016 May-Jun;61(3):279-87. doi: 10.4103/0019-5154.182427. PMID: 27293248; PMCID: PMC4885180.
4. Huang ZR, Lin YK, Fang JY. Biological and pharmacological activities of squalene and related compounds: potential uses in cosmetic dermatology. Molecules. 2009 Jan 23;14(1):540-54. doi: 10.3390/molecules14010540. PMID: 19169201; PMCID: PMC6253993.
5. Zhang T, Rao X, Song S, Tian K, Wang Y, Wang C, Bai X, Liu P. WLJP-025p, a homogeneous Lonicera japonica polysaccharide, attenuates atopic dermatitis by regulating the MAPK/NFκB/AP-1 axis via Act1. Int J Biol Macromol. 2024 Jan;256(Pt 1):128435. doi: 10.1016/j.ijbiomac.2023.128435. Epub 2023 Nov 26. PMID: 38016605.
6. Bai X, Rao X, Wang Y, Shen H, Jin X. A homogeneous Lonicera japonica polysaccharide alleviates atopic dermatitis by promoting Nrf2 activation and NLRP3 inflammasome degradation via p62. J Ethnopharmacol. 2023 Jun 12;309:116344. doi: 10.1016/j.jep.2023.116344. Epub 2023 Mar 6. PMID: 36889421.
7. Sato H, Kato K, Koreishi M, Nakamura Y, Tsujino Y, Satoh A. Aromatic oil from lavender as an atopic dermatitis suppressant. PLoS One. 2024 Jan 5;19(1):e0296408. doi: 10.1371/journal.pone.0296408. PMID: 38181031; PMCID: PMC10769034.
8. Woronuk G, Demissie Z, Rheault M, Mahmoud S. Biosynthesis and therapeutic properties of Lavandula essential oil constituents. Planta Med. 2011 Jan;77(1):7-15. doi: 10.1055/s-0030-1250136. Epub 2010 Jul 21. PMID: 20665367.
9. Mori K, Seki T, Kaizu K, Takagi Y, Miyaki M, Ishizaki C, Katayama I. Efficacy of a moisturizer containing a pseudo-ceramide and a eucalyptus extract for Japanese patients with mild atopic dermatitis in the summer. J Cosmet Dermatol. 2019 Jun;18(3):850-856. doi: 10.1111/jocd.12735. Epub 2018 Aug 6. PMID: 30084152.
10. Takagi Y. Efficacy of Topical Application of a Skin Moisturizer Containing Pseudo-Ceramide and a Eucalyptus Leaf Extract on Atopic Dermatitis: A Review. J Clin Med. 2024 Mar 18;13(6):1749. doi: 10.3390/jcm13061749. PMID: 38541973; PMCID: PMC10970882.
11. Alangari AA, Morris K, Lwaleed BA, Lau L, Jones K, Cooper R, Jenkins R. Honey is potentially effective in the treatment of atopic dermatitis: Clinical and mechanistic studies. Immun Inflamm Dis. 2017 Jun;5(2):190-199. doi: 10.1002/iid3.153. Epub 2017 Mar 30. PMID: 28474502; PMCID: PMC5418133.
12. Mohammed H. Anti-inflammatory properties of raw honey and its clinical applications in daily practice. Qatar Med J. 2022 Apr 6;2022(2):27. doi: 10.5339/qmj.2022.fqac.27. PMID: 35909403; PMCID: PMC9284666.
13. Al-Waili NS. Topical application of natural honey, beeswax and olive oil mixture for atopic dermatitis or psoriasis: partially controlled, single-blinded study. Complement Ther Med. 2003 Dec;11(4):226-34. doi: 10.1016/s0965-2299(03)00120-1. PMID: 15022655.
14. Meckfessel MH, Brandt S. The structure, function, and importance of ceramides in skin and their use as therapeutic agents in skin-care products. J Am Acad Dermatol. 2014 Jul;71(1):177-84. doi: 10.1016/j.jaad.2014.01.891. Epub 2014 Mar 20. PMID: 24656726.
15. Draelos ZD, Raymond I. The Efficacy of a Ceramide-based Cream in Mild-to-moderate Atopic Dermatitis. J Clin Aesthet Dermatol. 2018 May;11(5):30-32. Epub 2018 May 1. PMID: 29785236; PMCID: PMC5955631.
16. Diaz I, Namkoong J, Wu JQ, Giancola G. Amino acid complex (AAComplex) benefits in cosmetic products: In vitro and in vivo clinical studies. J Cosmet Dermatol. 2022 Jul;21(7):3046-3052. doi: 10.1111/jocd.14544. Epub 2021 Oct 25. PMID: 34694692; PMCID: PMC9541640.
17. Kim S, Hong I, Hwang JS, Choi JK, Rho HS, Kim DH, Chang I, Lee SH, Lee MO, Hwang JS. Phytosphingosine stimulates the differentiation of human keratinocytes and inhibits TPA-induced inflammatory epidermal hyperplasia in hairless mouse skin. Mol Med. 2006 Jan-Mar;12(1-3):17-24. doi: 10.2119/2006-00001.Kim. PMID: 16838068; PMCID: PMC1514555.
18. Brescoll J, Daveluy S. A review of vitamin B12 in dermatology. Am J Clin Dermatol. 2015 Feb;16(1):27-33. doi: 10.1007/s40257-014-0107-3. PMID: 25559140.
19. Draelos ZD. A pilot study investigating the efficacy of botanical anti-inflammatory agents in an OTC eczema therapy. J Cosmet Dermatol. 2016 Jun;15(2):117-9. doi: 10.1111/jocd.12199. Epub 2015 Nov 24. PMID: 26596512.
20. Silva, D.; Ferreira, M.S.; Sousa-Lobo, J.M.; Cruz, M.T.; Almeida, I.F. Anti-Inflammatory Activity of Calendula officinalis L. Flower Extract. Cosmetics 2021, 8, 31. https://doi.org/10.3390/cosmetics8020031
21. Panahi Y, Rastgar N, Zamani A, Sahebkar A. Comparing the Therapeutic Effects of Aloe vera and Olive Oil Combination Cream versus Topical Betamethasone for Atopic Dermatitis: A Randomized Double-blind Clinical Trial. J Pharmacopuncture. 2020 Sep 30;23(3):173-178. doi: 10.3831/KPI.2020.23.3.173. PMID: 33072415; PMCID: PMC7540232.
22. Taheri M, Amiri-Farahani L. Anti-Inflammatory and Restorative Effects of Olives in Topical Application. Dermatol Res Pract. 2021 Jun 26;2021:9927976. doi: 10.1155/2021/9927976. PMID: 34257643; PMCID: PMC8257351.
23. Park KS. Pharmacological Effects of Centella asiatica on Skin Diseases: Evidence and Possible Mechanisms. Evid Based Complement Alternat Med. 2021 Nov 20;2021:5462633. doi: 10.1155/2021/5462633. PMID: 34845411; PMCID: PMC8627341.
24. Diniz LRL, Calado LL, Duarte ABS, de Sousa DP. Centella asiatica and Its Metabolite Asiatic Acid: Wound Healing Effects and Therapeutic Potential. Metabolites. 2023 Feb 14;13(2):276. doi: 10.3390/metabo13020276. PMID: 36837896; PMCID: PMC9966672.
25. Tito A, Minale M, Riccio S, Grieco F, Colucci MG, Apone F. A Triticum vulgare Extract Exhibits Regenerating Activity During the Wound Healing Process. Clin Cosmet Investig Dermatol. 2020 Jan 14;13:21-30. doi: 10.2147/CCID.S216391. PMID: 32021367; PMCID: PMC6969697.
26. Sanguigno L, Casamassa A, Funel N, Minale M, Riccio R, Riccio S, Boscia F, Brancaccio P, Pollina LE, Anzilotti S, Di Renzo G, Cuomo O. Triticum vulgare extract exerts an anti-inflammatory action in two in vitro models of inflammation in microglial cells. PLoS One. 2018 Jun 14;13(6):e0197493. doi: 10.1371/journal.pone.0197493. PMID: 29902182; PMCID: PMC6002026.
27. Smith AG, Miles VN, Holmes DT, Chen X, Lei W. Clinical Trials, Potential Mechanisms, and Adverse Effects of Arnica as an Adjunct Medication for Pain Management. Medicines (Basel). 2021 Oct 9;8(10):58. doi: 10.3390/medicines8100058. PMID: 34677487; PMCID: PMC8537440.
28. Schempp CM, Windeck T, Hezel S, Simon JC. Topical treatment of atopic dermatitis with St. John's wort cream--a randomized, placebo controlled, double blind half-side comparison. Phytomedicine. 2003;10 Suppl 4:31-7. doi: 10.1078/1433-187x-00306. PMID: 12807340.
29. Borkow G. Using Copper to Improve the Well-Being of the Skin. Curr Chem Biol. 2014 Aug;8(2):89-102. doi: 10.2174/2212796809666150227223857. PMID: 26361585; PMCID: PMC4556990.
30. Duan, Zhongrui & Yokota, Mariko & Eda, Yuji. (2021). The Effect of Alpha-Glucan Oligosaccharide on Facial Skin Floraα. Journal of Society of Cosmetic Chemists of Japan. 55. 176-181. 10.5107/sccj.55.176.
31. Nazarova, N. M., Devyatkina, A. R., Mezhevitinova, E. A., Prilepskaya, V. N., Alieva, L. E., Sycheva, E. G., & Muravieva, V. V. (2025). Lactic acid as a key factor in restoring vaginal microbiota: Physiological and clinical aspects. Akusherstvo i Ginekologiya, (5), 39–47. https://doi.org/10.18565/aig.2025.125
32. Sah, A., Naseef, P. P., Kuruniyan, M. S., Jain, G. K., Zakir, F., & Aggarwal, G. (2022). A Comprehensive Study of Therapeutic Applications of Chamomile. Pharmaceuticals (Basel, Switzerland), 15(10), 1284. https://doi.org/10.3390/ph15101284
33. Li Pomi, F., Papa, V., Borgia, F., Vaccaro, M., Allegra, A., Cicero, N., & Gangemi, S. (2023). Rosmarinus officinalis and Skin: Antioxidant Activity and Possible Therapeutical Role in Cutaneous Diseases. Antioxidants (Basel, Switzerland), 12(3), 680. https://doi.org/10.3390/antiox12030680
34. Güven L, Polat Sağsöz N, Orhan F, Macit Kavaz N. The effect of Thymus vulgaris essential oil on the formation of Candida albicans biofilm on denture base materials: An in vitro study. ADYÜ Sağlık Bilimleri Derg. 2024;10(2):97-105. doi:10.30569.adiyamansaglik.1457922
35. Letsiou, S., Ganopoulos, I., Kapazoglou, A., Xanthopoulou, A., Sarrou, E., Tanou, G., & Molassiotis, A. (2022). Probing the effects of sweet cherry (Prunus avium L.) extract on 2D and 3D human skin models. Molecular Biology Reports, 49, 2687–2693. https://doi.org/10.1007/s11033-021-07076-4
36. Maeda, K. (2022). Mechanism of Action of Topical Tranexamic Acid in the Treatment of Melasma and Sun-Induced Skin Hyperpigmentation. Cosmetics, 9(5), 108. https://doi.org/10.3390/cosmetics9050108
37. Swindell, W.-R., Bojanowski, K. and Chaudhuri, R.-K. (2020). A Standardized Terminalia Chebula Fruit Extract Alters the Expression of Genes Associated With Skin Architecture and Barrier Formation. European Journal of Dermatology. 30(5), 469-492. https://doi.org/10.1684/ejd.2020.3882.
38. Banchhor, M., & Saraf, S. (2008). Potentiality of papain as an antiaging agent in cosmetic formulation. Pharmacognosy Reviews, 2(4), 266–270.
39. López-Hortas, L., Flórez-Fernández, N., Torres, M. D., Ferreira-Anta, T., Casas, M. P., Balboa, E. M., Falqué, E., & Domínguez, H. (2021). Applying Seaweed Compounds in Cosmetics, Cosmeceuticals and Nutricosmetics. Marine drugs, 19(10), 552. https://doi.org/10.3390/md19100552
40. Xie, L., Ma, C., Li, X., Chen, H., Han, P., Lin, L., Huang, W., Xu, M., Lu, H., & Du, Z. (2024). Efficacy of Glycyrrhetinic Acid in the Treatment of Acne Vulgaris Based on Network Pharmacology and Experimental Validation. Molecules (Basel, Switzerland), 29(10), 2345. https://doi.org/10.3390/molecules29102345
41. Sharafan, M., Malinowska, M. A., Ekiert, H., Kwaśniak, B., Sikora, E., & Szopa, A. (2023). Vitis vinifera (Vine Grape) as a Valuable Cosmetic Raw Material. Pharmaceutics, 15(5), 1372. https://doi.org/10.3390/pharmaceutics15051372
42. Kim, D.; Lim, J.; Lee, K.; Kim, G.; Pyee, J.; You, M.; Hwang, J. (2025). Effects of ε-Viniferin and ε-Viniferin-enriched extract from Vitis labruscana B. ‘Campbell Early’ cell cultures on wound healing and epidermal barrier restoration in human skin cells. Cosmetics, 12, 181. https://doi.org/10.3390/cosmetics12050181
43. Sharma, M., Sayeed, K. I., Bosly, H., Khemira, H., Koty, A., Moni, S. S., Taha, M. M. E., Mohammed, Z. A., Abdelwahab, S. I., Ahmed, H. M. S., Ali, M. A. M., & Oraiby, M. E. (2026). Unveiling the potential of Tarchonanthus camphoratus L.: An exploration of its chemical composition, antioxidant properties, antimicrobial effect, computational docking for anti-MRSA effects, and visualization studies. Kuwait Journal of Science, 53(1), 100503. https://doi.org/10.1016/j.kjs.2025.100503
44. Warra, A. A. (2012). Medicinal and cosmetic potential of neem (Azadirachta indica) seed oil: A review. Research & Reviews: Journal of Medicinal & Organic Chemistry.
45. Genç, H., Barutca, B., Koparal, A. T., Özöğüt, U., Şahin, Y., & Suvacı, E. (2018). Biocompatibility of designed MicNo-ZnO particles: Cytotoxicity, genotoxicity and phototoxicity in human skin keratinocyte cells. Toxicology in Vitro, 47, 238–248. https://doi.org/10.1016/j.tiv.2017.12.004
46. Demirel, R., Suvacı, E., Şahin, İ., Dağ, S., & Kılıç, V. (2018). Antimicrobial activity of designed undoped and doped MicNo-ZnO particles. Journal of Drug Delivery Science and Technology, 47, 309–321. https://doi.org/10.1016/j.jddst.2018.07.024
47. Tietel, Z., Melamed, S., Ogen-Shtern, N., Eretz-Kdosha, N., Silberstein, E., Ayzenberg, T., Dag, A., & Cohen, G. (2024). Topical application of jojoba (Simmondsia chinensis L.) wax enhances the synthesis of pro-collagen III and hyaluronic acid and reduces inflammation in the ex-vivo human skin organ culture model. Frontiers in pharmacology, 15, 1333085. https://doi.org/10.3389/fphar.2024.1333085
48. Delimont NM, Carlson BN. Prevention of dental caries by grape seed extract supplementation: A systematic review. Nutr Health. 2020 Mar;26(1):43-52. doi: 10.1177/0260106019887890. Epub 2019 Nov 24. PMID: 31760860.
49. Waghmare, Payal & Madhu, Priyanka & Reche, Amit. (2023). Grapeseed Extract and its Role in Maintaining Oral Health: A Literature Review. JOURNAL OF CLINICAL AND DIAGNOSTIC RESEARCH. 17. 10.7860/JCDR/2023/61459.17744.
50. Nader, Omar & Naguib, E & Hamama, Hamdi & Fawzi, Elham. (2022). Effect of grape seeds versus tooth brushing and dental flossing on plaque accumulation in high caries risk participants. International journal of health sciences. 2454-2463. 10.53730/ijhs.v6nS4.7411.
51. Nascimento MM. Potential Uses of Arginine in Dentistry. Adv Dent Res. 2018 Feb;29(1):98-103. doi: 10.1177/0022034517735294. PMID: 29355411; PMCID: PMC5784480.
52. Kassem, Engy Magdy; Khairy, Mohamed Adel; Abouauf, Eman A.. Antibacterial Effect of Guava Leaves Extract Mouthwash versus Chlorhexidine Mouthwash in High Caries Risk Patients: A Randomized Clinical Trial. Journal of International Oral Health 14(2):p 144-150, Mar–Apr 2022. DOI: 10.4103/jioh.jioh_348_21
53. Gómez, P. A. M. ., Mendizábal, M. F. R. ., Poma, R. D. C. ., Cifuentes, T. V. R. ., Quispe, F. M. M. ., Torres, D. J. M. ., Amaranto, R. E. B. ., Medina, C. A. M. ., & Contreras, L. A. P. . (2022). Antibacterial and Antiadhesion Effects of Psidium guajava Fractions on a Multispecies Biofilm Associated with Periodontitis. Pesquisa Brasileira Em Odontopediatria E Clínica Integrada, 22, e210080. Retrieved from https://revista.uepb.edu.br/PBOCI/article/view/1218
54. Ravi, K., & Divyashree, P. (2014). Psidium guajava: A review on its potential as an adjunct in treating periodontal disease. Pharmacognosy reviews, 8(16), 96–100. https://doi.org/10.4103/0973-7847.134233
55. Sidhu, Preena et al. “Therapeutic benefits of liquorice in dentistry.” Journal of Ayurveda and integrative medicine vol. 11,1 (2020): 82-88. doi:10.1016/j.jaim.2017.12.004
56. AlDehlawi H, Jazzar A. The Power of Licorice (Radix glycyrrhizae) to Improve Oral Health: A Comprehensive Review of Its Pharmacological Properties and Clinical Implications. Healthcare. 2023; 11(21):2887.
57. Khan, S. F., Shetty, B., Fazal, I., Khan, A. M., Mir, F. M., Moothedath, M., Reshma, V. J., & Muhamood, M. (2023). Licorice as a herbal extract in periodontal therapy. Drug target insights, 17, 70–77. https://doi.org/10.33393/dti.2023.2583
58. Méndez, J., & Villasanti, U. (2020). Carica papaya mouthwash for reducing dental plaque. International Journal of Oral and Dental Health, 6(3), Article 117. https://doi.org/10.23937/2469-5734/1510117
59. Singh, S. P., Kumar, S., Mathan, S. V., Tomar, M. S., Singh, R. K., Verma, P. K., Kumar, A., Kumar, S., Singh, R. P., & Acharya, A. (2020). Therapeutic application of Carica papaya leaf extract in the management of human diseases. Daru : journal of Faculty of Pharmacy, Tehran University of Medical Sciences, 28(2), 735–744. https://doi.org/10.1007/s40199-020-00348-7
60. Sofya, Pocut A1; Rahmayani, Liana1; Andriany, Poppy2; Zaqny, Nyak A3. Effect of papaya extract (Carica papaya L.) on color changes of dental elements due to coffee extrinsic stain: An experimental laboratory study. Journal of International Oral Health 15(6):p 544-549, November-December 2023. | DOI: 10.4103/jioh.jioh_104_23
61. Refaey, Mohamed S et al. “Exploring the therapeutic potential of medicinal plants and their active principles in dental care: A comprehensive review.” Heliyon vol. 10,18 e37641. 8 Sep. 2024, doi:10.1016/j.heliyon.2024.e37641
62. Bagheri, R., Bohlouli, S., Maleki Dizaj, S., Shahi, S., Memar, M. Y., & Salatin, S. (2022). The Antimicrobial and Anti-Biofilm Effects of Hypericum perforatum Oil on Common Pathogens of Periodontitis: An In Vitro Study. Clinics and practice, 12(6), 1009–1019. https://doi.org/10.3390/clinpract12060104
63. Nobakht, S. Z., Akaberi, M., Mohammadpour, A. H., Tafazoli Moghadam, A., & Emami, S. A. (2022). Hypericum perforatum: Traditional uses, clinical trials, and drug interactions. Iranian journal of basic medical sciences, 25(9), 1045–1058. https://doi.org/10.22038/IJBMS.2022.65112.14338
64. Yanakiev, Spartak. “Effects of Cinnamon (Cinnamomum spp.) in Dentistry: A Review.” Molecules (Basel, Switzerland) vol. 25,18 4184. 12 Sep. 2020, doi:10.3390/molecules25184184
65. Mehrotra D, Manju R.(2023).Herbal Dentistry- A Narrative Review,J Clin of Diagn Res. 17(6), ZE05-ZE13. https://www.doi.org/10.7860/JCDR/2023/63457/18045
66. Yildirim, Tuba Talo et al. “The effects of morus nigra on the alveolar bone loss in experimentally-induced periodontitis.” European oral research vol. 53,3 (2019): 99-105. doi:10.26650/eor.20190021

